17 Haziran 2015 Çarşamba

Tahattur

Alıntı


Alnımdaki bıçak yarası

Senin yüzünden;

Tabakam senin yadigarın;

''İki elin kanda olsa gel'' diyor.

Telgrafın;

Nasıl unuturum seni ben,

Vesikalı yarim?

Orhan Veli Kanık

Geçen bu şiiri Vesikalı Yarim filmini izlediğim sitenin yorum kısmında gördüm ve nedense çok etkilendim. Kimin için yazılmıştı bu şiir? Şairin çok etkilendiği bir aşk hikayesini dinledikten sonra mı çıkmıştı ortaya? Yoksa bizzat kendi öyküsünü mü gizlemişti bu mısralara?

Nedense çok merak ettim. Üstte sorduğum sorulara cevap verecek birileri yok mu? :D

Ben etkilendim diyedurayım. Meğer tek etkilenen ben değilmişim. Filmin senaristi Sefa Önal da çok etkilenmiş ve bu şiirin filmini yapmaya çalışmış. Yalnız ne olmuş tam bilemiyorum ama bu senaryo yarım kalmış. Sonrasında da Sait Faik Abasıyanık'ın Menekşeli Vadi öyküsü senaryolaşmış ve ortaya Vesikalı Yarim filmi çıkmış.

Filme gelecek olursam; Türkan Şoray hayranı olarak izlemekte geç kaldığım bir film. Yani aslında filmi çok beğenmedim. Tekrar tekrar izleyeceğimi sanmıyorum. Yalnız gazinolu filmlerin çıkışı bu filmden sonra olmuş diye okudum bir de Sultan'a Altın Portakal ödülü verilmiş. 

Ayrıca bu filminden sonra Düğün ve Seninle Ölmek İstiyorum filmleri çekilmiş. Bu filmler ''İmkansız Aşklar'' üçlemesiymiş. Sıra Düğün Filminde Seninle Ölmek İstiyorum filmini beğenmiştim :) 

Bir de sanırım bu üç filmde de baş roller Türkan - İzzet ikilisi :)

16 Haziran 2015 Salı

Bir Silgim Olsa; Mim

Çok sevgili komşum Şems beni şurada mimlemiş çok da iyi etmiş.:D Üstelik ilk başlattığı mim sanırım hayırlı olsun komşum. Beni de unutmadığın çok teşekkür ederim. :D

Şimdi öyle bir silgi düşünün ki sevmediğiniz, istemediğiniz özelliklerinizi sonsuza kadar siliyor kesin çözüm yani :DD Mime geçmeden önce şunu söylemek istiyorum. Komşumun mimini okurken fark ettim de komşumla neredeyse aynı şeylerin silinmesini istiyoruz :D Komşu acep öyle bir silgiyi beraber icat etsek mi hemde vatana millete hayırlı bir iş yapmış oluruz heeheh neyse hadi bakalım başlıyorum:

-İradesizliğimi silmek isterdim:

Gerçekten diyecek sözüm yok yani bir insan ne kadar iradesiz olabilir sorusunun cevabıyım resmen. Yav bir insan her konuda mı iradesiz olur inanın  abartmıyorum maalesef öyleyim :/

-Maymun iştahlılığımı silerdim. (En azından birazını :D)

Hevesle başladığım bir şeyi jet hızıyla sıkılıp, bırakıyorum. Sürekli başka şeyler ilgimi çekiyor. Evet bazı zaman faydasını gördüm ama bendeki biraz aşırı hani şöyle törpülense fena olmaz :D

Alıntı
-Üşengeçliğimi silerdim:

Her konuda olmasa bile bazı konularda itinayla üşenilir :D Bu üşengeçliğim yüzünden neredeyse her işimi yumurta büzüğe gelince hallediyorum.

-Dağınıklığımı silerdim:

Yarın bir gün kendi evim olsa belediye çöplük diye kapatır evimi o derece :D Bu dağınıklığım yüzünden kaç arkadaşımı beklettim. Kaç buluşmaya geç kaldım haddi hesabı yok :/

-Unutkanlığımı silerdim:

Hani şu yazımda bahsettiğim unutkanlığımı diyorum. En azından daha derli toplu ve düzenli olur hayatım :D

Mim bitti. Ay ne biçim bir insanmışım ben böyle :DD Şimdi bu mimi okuyan herkese pasladım valla bu sefer üşengeçlikten değil paslamadığım kişiler aklımda kaldığı için herkese pasladım yapın mutlaka yoksa küserim (Biliyorum çok da umurunuzdayım :P)

11 Haziran 2015 Perşembe

Nefret Ettiğim Üç Şey

Hani bir aralara Yahşi Cazibe diye bir dizi vardı. Orada zengin baba Hulusi sürekli ben hayatta üç şeyden nefret ederim deyip duruyordu. Gerçi onun nefret ettiği şeyler değişiklik gösterirdi ama benimkiler öyle değil :DD

-Yumurtayla birlikte domates yemeyi hiç sevmiyorum. Ağzımın tadı bozuluyor resmen. Menemen yerken pek sıkıntı yaşamıyorum ama o kötü tat ağzıma gelince hemen bırakıyorum yemeyi :)

-Tırnak keserken ister ellerim olsun ister ayaklarım baş parmakları kesmeyi hiç sevmiyorum. Ama el mahkum kesiyorum tabii. Yoksa siz ne sandınız bakiyim? :DD

-Bulaşık yıkarken çatal, kaşık, bıçak vs. şeyleri yıkamayı sevmiyorum. Aslında toptan bulaşık yıkamayı sevmiyorum ama tabakların en azından çekilebilir bir tarafı var. Ama maalesef çatal kaşıklar öyle değil. Tek tek inceleyerek yıkamak çok can sıkıcı ama yapacak bir şey yok pek tabii :D

Öyle işte pek muhterem okuyucu. Peki senin var mı?


7 Haziran 2015 Pazar

Yaşlılar ve Anlaması Zor Kelimeler

Hadi biraz eskiye gidelim ve size hatırladıkça güldüğüm anılarımı anlatayım :)

Köyde olduğum bir zaman dışarıda oynarken, envai çeşit şey satan bir seyyar satıcı minibüsünü bizim olduğumuz yere park etti. Dışarıda anneannem ve yaşıtı kadınlar oturuyor zaten, sanırım onları görünce durdu.

Neyse minibüsün kapıları açılınca bildiğin küçük bir dükkan oluverdi :D Aklınıza gelebilecek her şey var. Herkes minibüsün başına toplandı bakınıyorlar. Yanlış hatırlamıyorsam bir tane nine torununa terlik alırken anneannem bana ''Bende sana şipdik alayım mı?'' diye sordu. Ben tabii affedersiniz mal mal bakıyorum şipdik deyince böyle değişik bir şey sandım ''Şipdik mi neymiş o?'' diye bir şey sordum yanlış hatırlamıyorsam.

Nam-ı diğer Şipdik :D (En yakın buydu benim terliklerime)
alıntı
Anneannem benim anlamadığımı görünce terlik demeye çalıştı ama bir türlü terlik aklına gelmedi ayağımdaki terlikleri işaret edip, ''Hah terlik, terlik diyorum alayım mı?'' dedi.

Sonuç; yeni bir çift terliğim oldu ama anneannemle anlaşasıya göbeğimiz çatladı. :D

Diğer anımda babaannemle ilgili :D

Yine köydeyim sanırım üç gündür de kalıyorum. Neyse babaanneme ''Yarın erken kalkalım da beni otobüse bindir. Arkadaşımın nişanı var ona gitmem lazım'' dedim.

Babaannem de ''Arkadaşın kimmiş? Seni okudu mu?'' diye sordu. Bende arkadaşımın kim olduğunu söyledikten sonra ''Ne okuması ya işte davet etti gitcem'' dedim. Babaannem beni anlamıyor ben babaannemi ''Tamam işte okudu mu seni diyorum'' diyor. :D

Yav meğer okudu mu diye sorarken davet edip, etmediğini soruyormuş. Güç bela anlaştıktan sonra ''He okudu'' dedim :D Hatta arası sıra kullandım o kelimeyi tabii şipdik kelimesi de dilimden düşmedi bir süre :DD

Şimdi her ikisiyle de konuşurken daha kolay anlaşıyorum tabii arada bilmediğim kelimeler yine çıkıyor ama anlamasam da güzel idare ediyorum :DD

5 Haziran 2015 Cuma

Nedir Bu Çektiğim Maya ve Kabartma Tozlarından

Benim bu mayalardan kabartma tozlarından çektiğim nedir? Biri bana izah edebilir mi acaba?

Tamam pasta, kurabiye, kek ve türevlerini yapmayı sevmiyorum ama belli ki onlarda beni sevmiyor habire kabartma tozunu veya mayayı katmayı unutuyorum. Az önce olduğu gibi.

alıntı
Dün arkadaşlarım bize gelecek diye annem börek yaptı bende yanına kurabiye yaptım. İlk defa yapmama rağmen baya güzel bir iş çıktı ortaya acemi kısmeti sanırım. hehe Neyse kızları uğurladıktan sonra halamlarda olan annemin yanına gittim. Artan kurabiyeleri de götürdüm. Kuzen ''Çok güzel olmuş yarında bana yap'' dedi. (Aslında aynı gün istedi ama ben anca bugün yapabildim.)

Neyse tamam dedim ve yaptım ama hamura şekil verdikten sonra oda ne kabartma tozu örtünün ucundan bana göz kırpmıyor mu? :D Henüz içini doldurmadığım hamurları bozup, kabartma tozu ve vanilyayı ekledim ama nafile zaten hamura un fazla geldi bir de ikisini ekleyince iyice elimde ufalandılar sonuç; çöp kovası :/ Artık yaptıklarımla idare etsin bizim kuzen :)

Durun daha bitmedi. Bir keresinde arkadaşlarımla pikniğe gidecektik (tam piknik değil aslında) bana poğaça yapma görevi düştü. Her zaman böyle şeyleri anneme kakalayan ben nedense o gün kendim yapmak istedim. Her şey çok güzeldi ta ki şekil verip, fırına sürdüğüm hamurların içinde olması gereken mayayı, yerde paketinin içinde görene kadar. :DD Ne olacağının kaygısındayken bizim poğaçalar pişti. Baktım yenilebilecek kadar yumuşaklar ''Oh mayasız da yumuşak olmuşlar.'' deyip pişmiş kelle gibi sırıttım :DD

Neyse ertesi gün kızlarla buluştuk ve ben poğaçamı ortaya çıkardım. Arkadaşım ağzına götürdü ve zorla bir ısırık aldı çünkü bizim poğaçalar mermerden hallice bir kıvama gelmişler. Birisinin kafasına atsan morarır o derece :DD Hatta arkadaşım ''Ay D.S.K. çenem kırıldı sandım'' dedi :DD

Son olarak da (Ya devamı var tabii :D) kursla birlikte kermese gidecektik. Herkes bir şeyler hazırlayacak bende hocaya ''Yoğurt tatlısı'' yapacağım dedim. Neyse akşam hazırlıklara başladım her şeyini kattığımı sandığım hamuru tepsiye döktükten sonra kabartma tozu yine pis pis sırıtarak ''Beni katmayı unuttun saftirik'' dedi. :DD

Ben saftirikliğime doymayıp, kabartma tozunu eklemeyi unuttuğum hamuru fırına sürdüm. Haliyle kabarmadı ve şerbetini çekmedi.

Böyle işte sayın okuyucu hala pasta, kek, poğaça falan yapmayı sevmiyorum ama canım istediğinde yada mecburi durumlarda genelde kabartma tozunu veya mayayı katmayı unutuyorum. Eğer çözüm öneriniz varsa söyleyin çok makbule geçecek inanın :DD


4 Haziran 2015 Perşembe

Zor Beğenirim; Mim

Alıntı
Tatlı komşum Aslı beni şuracıkta mimlemiş. Bir insan mim delisi olup, uzun zamandır da mim yapmayınca hemen mimlendiği gün yapıyor :DD (Gerçi üst üste mim paslandığı zamanda ben hemen yapardım mimlerimi :DD) Neyse gelek sorulara:



-Yemek seçer misin?

Ooo ayıpsın seçmez miyim :DD ama sevdiğim bir şey olsun her Allah'ın günü yerim :DD Çorbaları da yanında salata veya kızartmalarla yemeyi çok seviyorum özellikle tarhana çorbasını.

-Tatil için nasıl bir otel tercih edersin?

Şimdi tatil deyince benim aklıma deniz, kum, güneş zımbırtısı gelmiyor. En iyisi karavan olacak istediğin yere gideceksin. Kemal Sunal'ın Gülen Adam filmindeki gibi :DD

-Diyelim ki kuzenin düğünü var kıyafetini kaç gün öncesinden ayarlarsın?

Duruma göre değişiyor ama en az bir hafta öncesinden hazır ederim.

-Bir kuaförün var mı?

Evet var. Arkadaşımın yengesi. Ama arkadaşımın yengesi olduğu için değil. H. ablayı arkadaşımın vesilesiyle daha çok tanıma imkanı buldum bu yüzden onun dükkanına gidince evimdeymiş gibi rahat oluyorum.

-Yolda rastladığın arkadaşın sana ''Kilo almışsın'' dese nasıl tepki verirsin?

Eğer bende kilo aldığımı düşünüyorsam dürüstçe ''Evet aldım bu aralar'' derim. Ha eğer arkadaşımın bir yerlerinden salladığını düşünüyorsam ''Yok ya aynı kilomdayım'' derim.

-Bikini mi mayo mu?

Renk ve modeline göre değişir :DD

-Eleştiriye açık mısın?

Kalp kırıcı olmadığı sürece ve gerçekten yapıcı şeyler söylenirse neden olmasın kanki :D

-Eşinin / Sevgilinin en beğenmediğin yanı?

Ay önce var mı diye sorar insan :P :D İleride eşim olacaksa eğer sigara ve alkol kullanmasın kumar oynamasın adam olsun lan :D

-Boş zamanlarında seni nerede buluruz?

Ben hep boşum yahu :DD Her yerde bulabilirsin en çok da nette :DD

Huh mim bitti. Şimdi bu mimi;

Şeyma
Moira M
Amane Misa
Bollywood Terapi

Komşularım başta olmak üzere tüm komşularıma pasladım. Yapın lan :D


3 Haziran 2015 Çarşamba

Sinir Oluyor ve Anlayamıyorum Seni Ey İnsanlık

Fark ettim de herkes bir farklı bir cins. Efendime söyleyeyim böyle bir deli. (Yalnız bu söylediklerim iltifat anlamında hani çok çalışkan birine inek denmesi gibi)

Mesela wattpad gibi bir site olsun, facebook, blog işte aklınıza neresi gelirse insanlar kendilerini tanıtırken yada yazarken hemen ben böyle cins bir insanım diyorlar. Sıradanım diyenine daha rastlamadım sanırım.

Bir gün feyste gezerken birinin profiline girdim kız yamaç paraşütü yapmış onun fotoğraflarını atıyor işte fotoğrafın üstün de de ''Naçizane çılgınlığımız'' gibi bir şey yazmış he canım he zaten ilk sen yaptın yamaç paraşütünü.

Yani karakter olarak herkeste farklılık var elbette ama  herkesten farklı olmak böyle değil. Mesela on kişiden onunun da ''Yapmam'' dediği şeyi yapmaktır farklılık yada herkes aynı şeyi düşünürken olaya farklı bir bakış açısıyla yaklaşmaktır. Herkesten farklı olmakla, herkes birbirinden farklıdır arasında fark var sayın okuyucu haksız mıyım?

Alıntı

Şaka şaka :P


Bir de kendini öven yere göğe sığdıramayan insanlar. Mesela çevremde var şakasına falanda değil ha ciddi ciddi övüyor kendini senden de tasdik bekliyor.

Ben karakter olarak bir insanı övmeyi pek sevmem (Yani Peygamberler, Ehli Beyt, Sahabeler vs hariç) Durmadan benden tasdik bekleyen o insanlara şaka yollu laf sokarım ki kimsenin kalbi kırılmasın :DD

Bir de tam tersi kendini başkasıyla kıyaslayıp, ''E onda boy var'' ''E onda bu var'' deyip kendini yeren insanlara da sinir oluyorum. Nesi senden üstün o kişinin. Diyorum insan kendinden bu kadar mı habersiz olur. Anlayamıyorum ama çokça sinir oluyorum.

Bende şakasına kendimi överim yada yererim ama ciddi ciddi hiç böyle bir şey yapmadım. Belki zamanında yaptım bilmiyorum. İnsan ölçülü olmalı boşuna dememişler her şeyin fazlası zarar diye

Öyle işte sayın okuyucu ne yazacaktım yazı nereye kaydı :DD

1 Haziran 2015 Pazartesi

Gerçekten Masum muyduk?

Hani geçen şu yazımda küçüklüğümle ilgili bir mim yazmıştım. Pasladığım kişiler arasında sevgili komşum Şemspare de vardı. Onun mimini okurken aklıma geldi. Sahiden de çocukken masum muyduk?

Yani evet bazı konularda mesela benim arabaların çayır çimende hareket etmeyeceğini sanmam. Saflığımdan kaynaklanıyordu.



Ama benle dalga geçen ''Arkadaş'' adı altındaki kişiler. Sonra televizyonumuz olmadığı için beni küçümseyen diğer arkadaşlar. Herkesin ortasında beni rezil eden komşu kızından da öte abla dediğim dahası abla olarak gördüğüm insan. En iyi arkadaşımı benden kıskanıp, aramız bozulunca daha da aramızı açmaya çalışan sözde arkadaşım. Beni oyuna almak istemeyen ömrü hayatımda ilk ve son kez gördüğüm o kız. Babasının mesleğinden dolayı çokça babasına karşı saygısız davranan ben.

Burada devreye büyükler mi giriyor yoksa insan fıtratı mı böyle bilemiyorum. Bildiğim şey çocukken o kadarda masum olmadığımız.

Belki küçüklükte karşımızdakini üzdüğümüz meseleler çocukça ve salakça olabilir. Büyüyünce daha hain ve sırttan bıçaklamaya kadar giden şeyler bulmuşuz belki de küçüklüğümüzle aradaki fark budur.

Öyle işte sayın okuyucu. Geçen bir de eski albüme bakınca çocukluğuma tekrardan geri döndüm ve beni üzen olaylar kafamda döndü durdu. Bende yazmadan edemedim. Şimdi sana soruyorum gerçekten masum muyduk?
Tasarım:Sawako Kuronuma