29 Nisan 2015 Çarşamba

Bahar Yorgunluğu?

alıntı
Aslında olması gereken
Dünden beridir üzerimde bir halsizlik, bir yorgunluk, bir uyuşaklık sanırsın tüm komşuların evine temizliğe gittim. Bir de iştahım kesildi. Canım hiçbir şey istemiyor.

Ay şuan bile üzerimde yorgunluk var. Hatta dün hiç uyumayacağım bir saatte vurdum kafayı yattım.

Ben kendi kendime ''Ne oluyor niye böyleyim?'' diye sorarken annemin de benimle aynı durumda olduğunu öğrendim. Dediğine göre üzerimizdeki bahar yorgunluğuymuş. Ay ama çok kötü bir durum ya şuan bilgisayara bayık bayık bakıyorum. Parmaklarım takatsiz. İnşAllah biran önce geçer.

gerçekte olan :D
Bir de geçen şu yazımda saçlarıma dökülmesinler diye kına yaktığımı söylemiştim. Ama maalesef bir faydasını göremedim. Acaba birkaç kere daha mı yakmam lazım?

Eğer saç dökülmelere karşı bir öneriniz varsa lütfen söyleyin. Saçlarım haddinden fazla dökülüyor çünkü.

Böyle işte uff sevmediğim sıcak havalar geliyor. Artık tüm enerjim gider. Kendimi kış uykusuna yatan hayvanlar gibi hissettim :D

26 Nisan 2015 Pazar

Tabure Mağdurları

Bugün yengemin kardeşinin nişanına gittik. Normal sıradan bir nişandı. Hatta son saatler kulaklarım tıkanmaya ve beynim uğuldamaya başlamıştı artık, yaşasın sakinlik :D


Benim anlatacağım olay şu; Şimdi biz  nişana biraz erken gittik işte diğer davetlilerin gelmesini bekliyoruz. Derken bir gürültü kıyamet ay bir baktım yengemin (Başta bahsettiğim değil bende yenge çok bu bahsettiğim diğer yengem :D) taburesinin ayağı kırıldı haliyle kadın yere kapaklandı ayy çok fenaydı ya ama inanır mısınız gül gül öldüm :DD

Durun daha bitmedi. Yengemin başına gelen o elim olayın ardından ben diyeyim on siz deyin on beş dakika geçti geçmedi bir başkasının taburesi de kırıldı tabureye oturan abla toto üstü düştü.  Pek tabii ona da gül gül öldüm :DD

En son bizim gelinin kardeşi F'de düşünce bende hatlar koptu. Yav düşünsenize herkes olmuş meyve misali patır patır yere düşüyor :DD

O kadar gülmeden sonra kendi kendime ''Kızım D.S.K. fazla gülme kendin düşeceksin şimdi.'' dedim ama Allah'tan düşmedim. hahaha

Şimdi baktık herkes düşüyor. Biz düşmeyenler hemen tedbir alıp, taburelerimizi çiftledik :D Düşenlerde çiftlediler ama neye yarar olan oldu bir kere hahhah

Sanırım taburelerin kırılma nedeni nişanın yapıldığı ortamın rutubetli olmasıymış. Ben diyenlerin yalancısıyım :))

İşte böyle totom hasar almadan günü tamamladım ya gerisi önemli değil. Bencilim evet :D

25 Nisan 2015 Cumartesi

Hepimiz El Alemiz

Kendine özgü olmak kötü bir şey mi merak ediyorum. Geçen yarışmanın tekine böyle bir adam katıldı.

Normalde o yarışmaya tek tip insan katılır. Onlar da kendi halinde evden okula veya işe gidip gelen, sahte gülücükler saçan yani kendini kasan tiplerdir. İşte dünkü yarışmacı bu tip insanlardan değildi ve bizim gözümüzde (bknz: annem, babam ve ben) ''Değişik, cins'' sıfatlarına maruz kaldı. Ama ne yalan söyleyeyim ben sevmiştim o adamı yani doğaldı yapmacık değildi. Hep kova olmanın sonucu bunlar :DD

Alıntı

Bir de rahatsız olduğum el aleme göre yaşama durumu var. Yani el alem dediğimiz kim? Yaşantısı bizimkinden daha mı mükemmel ki, başkasının hayatına burnunu sokuyor. Diyelim ki yaşantısı mükemmel ama bu demek değildir ki  başkasının hayatına müdahale edebilir.

Zaten mükemmel olan biri başkasının dedikodusunu yapmaz. Belki klişe olacak ama ben kendimi biliyorsam başkalarının hakkımda ne düşündüğü önemli değil.

Tabii her zaman bu düşünceye sadık kalamıyorum ama yinede böyle düşünüyorum. Ben kendimi biliyorsam dahası ailem beni biliyorsa üçüncü şahıslar çokta tın :DD

Buradan el aleme sesleniyorum: Birbirimizi rahat bırakmayı deneyelim bakalım birde öyle yaşayalım nasıl olacak? Ha gülüm :DD

24 Nisan 2015 Cuma

Mim: Sorular ve Cevaplar

Çok sevgili komşum miss lovebird beni mimlemiş. Orijinal başlıktan da anlaşılacağı üzere soru cevaplı bir mim. Tamam tamam başlıyorum :DD

-En son okuduğun kitap?

Yarım bıraktığım Türk ve Annem'i saymazsak Jülyet kitabı.

-En son izlediğin film?

Devlerin Aşkı filmini izledim. Hani şu Kadir İnanır ve Türkan Şoray'ın oynadığı olan. İzlemeyen var mı? Varsa ki pek sanmıyorum hemen izlesin :D

-Siyah mı beyaz mı?

Ama bu çok kazık bir soru oldu ya. İkisinin karışımı olan gri diyorum hahaah tamam tamam siyah :P

-Tiyatro mu sinema mı?

Tiyatroya tee ne zaman gittim onda da okulla birlikte gitmiştik. Kazık kadar kızdım ve gittiğimiz ilkokullu çocuklara uygundu bu yüzden feci sıkılmıştım.

Sinema ise; ben Türk sinemasından ümidimi kesmiş durumdayım. Yabancı film gösterime girdi desen zaten nete düşüyor e çevirisi de yapılıyor açıkçası netten izliyorum. Anca arkadaşlarımla vakit geçirmek için gidiyorum yoksa inanın merak ettiğim bir film bile olmuyor. Olursa da kırk yılın başında.

-Mesaj mı aramak mı?

Elbette aramak telefonda uzun uzun konuşmayı seven bir insan olduğum için mesaj yazmak zor geliyor. Hem komşum Miss Lovebird'ün de dediği gibi meramını anlatmak daha kolay oluyor.

Alıntı

-Hep olmasını istediğin hayalin?

Bir kaç tane var. Diğerleri bende kalsın. Size söyleyebileceğim dünya turu önce Türkiye'den başlayıp, dünyayı gezmek isterdim. İnşAllah gerçek olur. Amin.

-Gelecekte kendin için ne düşlersin?

İnançlarıma uygun yaşamaya çalışıyorum. İnşAllah gelecekte daha dikkat ederek  hakkıyla yaşarım. Amin.

-Burası olmasa hangi ülkede yaşamak isterdin? Neden?

Türkiyeyi özellikle de yaşadığım şehri çok seviyorum. Ama başka bir ülke desek Suudi Arabistan'ın Medine şehrinde yaşamak isterdim.

-Bloguma on üzerinden kaç verirsin? Devamlılığı için tavsiyen ne olur?

Blogun çok eğlenceli devamlılığı için sık sık yazmanı okuyucularınla aranı açmamanı tavsiye ederim bu yüzden on üzerinden sekiz (sık sık yazmaya başlayınca on üzerinden on vereceğim komşu :DD)

Bu mimi; ReyhaneMinikminilady WitchMerveElif ve Emine'ye pasladım kolay gelsin komşular :DD

22 Nisan 2015 Çarşamba

Bu Nasıl Yanlışlık?

Yine absürt bir anımı anlatmaya geldim. Okumak istemeyenler için çıkış sağ üst köşedeki çarpı işaretinde :D Ama geldiniz madem gitmeyin yahu :D

Şimdi anlatacağım hadise bugün açıklığa kavuştu. Başlangıcı ise birkaç güne dayanıyor.

Evet Alakasız :D
Malumunuz artık bendenizin de bir watsap hesabı var. Arkadaşlarla grup kurduk muhabbet ediyoruz falan her şey tıkırında neyse bir gün ben mesaj attım watsap grubumuza  ''Selam'' diye yav Türksel Müşteri Hizmetlerinden bir ''As'' geldi.

Hahah ciddiyim. Ama bir yandan da anlamıyorum hattım Türksel değil hadi Türksel olduğunu varsayalım Müşteri Hizmetleri ne alaka hadi alaka diyelim bizim gruba nasıl sızmış :DD

Kuzene ''Birisi benle dalga geçiyor galiba'' diye olan biteni anlattım. Kız tabii gül gül öldü.

Yav meğer arkadaşın biri Türksel Müşteri Hizmetleri diye kaydolmuş telefonuma :DDD Ama inanın nasıl olduğu hakkında en ufak bir fikrim bile yok :DD

Halbuki kızın numarasını aldığım zaman H... diye kaydetmiştim. Annem ben senin telefonunu karıştırmadım  diyor ama neyse günahını almayayım :) belki ben telefonumla uğraşırken yaptım. Bilemiyorum

Neyse Allah'tan sorun çözüldü de rahatladım ama aklıma geldikçe kıkırdayıp duruyorum :DD

21 Nisan 2015 Salı

Yaşarken Komik Değildi

Nabrut komşumun yazdığı bir post sayesinde blogumla aramda mesafe açmamaya karar vermiştim. Bundan mütevellit sürekli yazı girmeye çalışıyorum.

Birazdan anlatacağım olay yaşarken komikliği bir kenara bırakın korkunçtu. Tabii sonradan anlatıp anlatıp güldük o ayrı mesele. İçimden geldi bu blogu okuyan kim varsa ona da anlatmak istiyorum;

Görselsiz olmaz :D
Zamanında en sevdiğim hayaletti :P

Zamanı tam olarak hatırlamıyorum birkaç sene evvel olması lazım.

Anneannem bizde kalıyor o zamanlar. Bir gün ben bilgisayar başında sabahlarken, ezanı duydum. Kendi kendime ''Anneannemi kaldırayım da namazını kılsın'' deyip, yerimden kalktım tam bulunduğum odadan çıktım ki karşımda bembeyaz giyinmiş, boyu ben diyeyim iki siz deyin üç metre ellerini bana doğru uzatmış biri ''Kızım, kızım'' diyerek üstüme geliyor.

Çıldırdım tabii ''Gelme gelme'' diye bağırıyorum. Çığlık atıyorum daha fenası yerlerde yuvarlanıyorum ''Gelme'' diye ama nafile hala gelmeye ''Kızım, kızım'' demeye devam ediyor.

Meğer anneannemmiş :DD Aslında ezanı duymuş ve ezan biter bitmez abdest almak için odadan çıkmış, bende kendi odamdan çıkınca karşılaşmışız :DD Resmen hayalet sandım kadıncağızı :DD

Yalnız o anı yaşarken ömrümden on yıl gitti sayın okuyucu. Ne zaman bahsi geçse hala anneannemin o beyazlar içindeki görüntüsünü hatırlarım. :))))

20 Nisan 2015 Pazartesi

Güllerin En Güzeli

Bugün en sevgili insanın biricik efendimizin doğum günü.

Sahabelerinden olmak nasip olmadı Rabbim ümmetinden olabilmeyi nasip etsin. Amin.

Söylemek istediğim çok şey var Rasulluh'a olan sevgimi anlatabilmeyi, içimdekileri dökebilmeyi çok isterdim lakin bu iki kuru lakırdı çıkıyor. Biraz klasik olacak ama kalbimi çıkarıp göstermem lazım anlatamıyorum çünkü :/

Sevdiğim bir sözle veda edeyim:

Hiçbir hükümdar kendi eliyle yamanmış hırka giyen Hz. Muhammed (S.A.V.) kadar saygı görmemiştir.

Ne kadar doğru ve güzel bir tespit. Rabbim bizi yolundan ayırmasın kalplerimizdeki Peygamber sevgisini çoğaltsın amin.


19 Nisan 2015 Pazar

Sorun Acil Yardım

Bilen var mı bir türlü blogumu kapatamıyorum. Sorun ne olabilir bilen varsa lütfen söylesin :((((

18 Nisan 2015 Cumartesi

Değerlendirilen Güzel Hava

Ay çok yorgunum yahu bugün çarşıya gittik arkadaşlarla ay ayaklarıma kara sular indi. Yaşlılık zor bir kez daha anladım :/

Neyse.

Ben buraya yaşlılığımdan dem vurmaya gelmedim bikere tamam mı hıh :D Dediğim gibi bugün çarşıya gittik. Arkadaşımın dünya tatlısı çok yakışıklı bir oğlu var MaşAllah o da geldi bizimle yalnız daha yürüyemediği için. Arabasına atlayıp gelmiş :DD

Alıntı
Çarşıya giderken yolun başında küt uyuyakaldı :D Hava çarptı sanırım. Neyse bir mağazada oyalanırken kuzenim de bize katıldı.

Neyse biz mağaza mağaza dolaşmaya başladık. Yalnız bir mağazaya arkadaşım bebek arabasını sokamadı ben bekledim annesi çıkasıya kadar zaten o ara paşa şekerleme yapıyordu :D

Asıl olay şu ki bebeği benim sandılar :DDD Teyzenin biri çocuğun üstündeki örtünün örneğini isteyecekti benden. Benim yapmadığımı öğrenince bozuntuya vermeden gülümseyerek geçti gitti yanımdan :)))

Dışarıda gençten bir abla vardı mağaza dışarıdaki kocaman sepete zıbın falan koymuş. (Belki ellerinde kalan ürünler bilemiyorum.) onlara bakıyordu. Gidecekken bana arabadaki bebeği işaret edip ''Kaç aylık'' diye sordu (Tamda adamına :D) Biraz düşündükten sonra söyledim. Evet düşündüm noolmuş :DD Sonradan da ''Ben annesi değilim'' dedim. Kadın ''Ne biçim anne daha çocuğunun kaç aylık olduğunu bilmiyor'' bakışlarını atmaya başlamıştı çünkü :DD

Neyse tüm işimiz bitti bir yerde otururken kızlara ''Beni M'nin annesi sandılar'' dedim. İşte yukarıda yazdıklarımı anlattım falan gülüştük. Sonra M'nin annesi ''Benim deyip kandırsaydın'' dedi.

O söyleyene kadar aklıma öyle bir şey gelmemişti. Gelseydi kandırırdım :DDD

Daha önce yaptım çünkü :D Gerçi o mesele daha farklı bir şekilde tezahür etti. Neyse o anımda başka yazının postu olsun artık. Görüşmek dileğiyle kendinize iyi davranın :D

17 Nisan 2015 Cuma

Beklediğim Diziler

Her ne kadar büyük bir iştahla başlasam da ben dizileri sonlarına doğru izlemeyi bırakıyorum. İnanın bende düşündüm niye böyle olduğunu ama maalesef bulamadım :/

Ama gel gelelim bu illet huy yeni dizi beklememe engel olamıyor :D İlk olarak;

Masked Prosecutor

Konusu: Gün boyunca esas adam görevine bağlı her meslektaşı gibi doğruları savunan bir savcıdır. Fakat geceleri kanundan kaçan kişileri kendi yöntemleriyle cezalandıran biridir. Esas kadın ise şiddet suçlarında görevli kadın dedektiftir. Tüm bilgiler için tık tık

Bu diziyi konusu yüzünden değil de sadece baş roller için bekliyorum :D Napayım ya bu ikisinin çift olduğu bir dizi olacakta ben en azından kıyısından köşesinden bakmayacağım hadi canım :DD

Diğeri ise;
My Love Eun Dong

Konusu: Çok popüler bir aktörün yirmi yıldır aynı kadını sevmesini anlatıyor. Bilgiler için tık tık

Bu diziyi ise konusu yüzünden bakmak istiyorum :D Secret vakti zamanında çok etkilemişti beni bundan mütevellit favori dizimdir kendisi :D Konuları benzemese de türlerinin benzediğini düşünüyorum bakalım nasıl olacak.

Neyse şimdilik benden bu kadar diziler çok belki bu yazının serileri gelebilir :)


15 Nisan 2015 Çarşamba

Kitap mı? Ben mi?

Dikkat bu bir mim yazısıdır!!! Buradan bu kazık mimi bana paslayan pek sevgili komşum Nabrut'a teşekkürlerimi gönderiyorum :D


alıntı

Bir kitap olsam adı: Bıraksalar Dünya'yı Kurtaracak olurdu sanırım. 

Nasıl bir kitap olurdum: Şimdi bildiğiniz kitapların aksine soru cevaplı muhtemelen iki yüz sayfayı geçmeyen bir kitap olurdum. Neden soru cevaplı diye soran varsa? Nedeni şu; ''Hadi anlat'' deyince zınk diye kalan bir tipim ben o yüzden :D

Kitap kapağında: Sıdıka nın günümüz uyarlaması bir çizimi olurdu. Sonracığıma böyle renkli cıvıl cıvıl hani görenin içini açan cinsten, böyle bir kapağımın olmasını isterdim. :))

Kime ithaf olurdunuz: Pek tabii ben gibi Sıdıka olan hanım kızlara :D

Arka kapak yazısı: Bomboş içeriği ve size herhangi bir şey katmayacak olan, üstüne üstlük hem para hem de zamanınızı çalan, dahası fakir birine yardım yapılması daha hora geçecek olan odunları, israf etmek suretiyle, kitap demeye bin şahit isteyen bu ne idüğü belirsiz şeyi, kim neden basar hala araştırıyoruz.

Ön Söz: 

Çok yararlı bu yüzden mutlaka okunması gereken bir kitap değil elbette. Belki vakit kaybı yada aklınıza gelen daha kötü kelimeleri hak eden bir kitap.

Okuduğunuzda size bir şeyler katmayacak. İçinde altını çizeceğiniz cümleler olmayacak yada size bazı konularda tavsiye vermeyecek.

Yakınlarınıza da  fersah fersah uzak durmalarını söyleyeceksiniz. Belki birileriyle dalga geçmek için hediye edeceksiniz.

Bu kitabı yalnızca;

Sıdıka gibi insanlar anlayıp, benimseyecek ve sevecek. Belki hayatından yaptığı seçimler sonucu pişman olup, bundan mütevellit yaşamından memnun olmayanlar daha pozitif daha ılımlı olmaya çalışacaklar.

Sonlarda neden duygusala bağladığımı anlamadım hehe şey mim bitti :DD

Zevkli ve çok kazıktı fikir kimden çıktı bilmiyorum ama çok zorlandım cevaplarken tebrik ediyorum hazırlayan kişiyi. 

Sıra paslamaya geldi; Sawako, Aslı Seymen, Esra Kaymak, Bollywood Terapi ve Chadaqiel kolay gelsin :)))))



14 Nisan 2015 Salı

Gerçekten Çok Şeker

alıntı
Yıl 1962 filmin adı: Ne Şeker Şey.

Şimdi filmin tamamını izleyip, kimin şeker kimin tuz olduğunu çözemedim. Türkan Şoray ve Göksel Arsoy'un bir filmini ararken başrol oynadıkları bu filme denk geldim. Ama aradığım film bu değildi. Burada sözü kesip fil hafızama selamlar gönderiyoruz. :D

Sanırım ben film başlarken isimler yazıyor diye ileri sarıpta izledim. Yoksa böyle şahane bir başlangıcı unutmazdım sanırım :D

İşte geçen defa izleme girişimimde nasıl olduysa filmi sarmayıp, bekledim. Filmin başlama tarzı beni benden aldı. Hele de Hulusi Kentmen'in

-Hoş geldiniz sayın seyirciler. Bendeniz Hulusi Kentmen. Şimdi seyredeceğiniz filmde benim rolüm yok. O halde burada işin ne diyecekseniz?...

Son cümlelerinde sanki benimle konuşuyormuş hissine kapılarak ''Aman efendim olur mu? İyi ki geldiniz.'' tarzı cümleler kurdum valla hahah (Tüm samimiyetimle)

Ama ne kadar güzel bir fikirdir bu Allah aşkına. Düşünsene Hulusi Kentmen, Vahi Öz, Mualla Sürer, Ali Şen ve Mürüvvet Sim gibi isimler kendilerini size tanıtıyorlar. Seninle konuşuyorlar. Müthiş ya tekrar tekrar başa sardım o sahneleri.

Aslında sonradan aklıma geldi böyle birkaç siyah beyaz filmde  yine rastlamıştım bu tarz sahnelere (belki o zamanın modası öyleydi. Ne güzel düşünülmüş devam edilseydi ne olurdu sanki yaa) lakin bu filmdeki daha güzel :D

13 Nisan 2015 Pazartesi

Whatsapp Çılgınlığı


Arkadaşlarımın aylardır watsap indirmem için ettikleri ısrarları biraz kulak arkası yapmışlığım doğrudur. Diyecekseniz ki iki dakikalık iş taş atacaksın da kolun mu yorulacak. Haklısınız....

Ama mazeretim var sayın okuyucu. Benim hatcağızım internete kapalıymış. Bu angarya işlerle uğraşan bayiiye gidip, hattımı internete açtırmam lazımmış. Yılların tembeli ben bunu öğrenince ''Aman yarın giderim.'', ''Aman öbür gün giderim.'' diye diye bugünlere geldim :D

Şimdi herkesin watsabı olunca birbirleriyle iletişime geçmeleri saniyeleri buluyor. E bir benim yok hal böyle olunca bir bana haber vermekte zor olmuyor. -Gerçi bir kaç defa unutuldum neyse :D-

Yani onlar için müşkül bir durum olmayınca iyice savsakladım bayiiye gitmeyi bir de benim hattı ben reşit olmadan önce aldık. -Bu yüzden ne anılar yaşadım bu hattımla misal şu yazımda anlattığım gibi :DD-

Hat babamın üstüne asıl gitmesi gereken o ben bir şey demedikçe babamda bir şey demedi belki aklına bile gelmemiştir. Bin türlü işi var başında haklı yani adam.

Velhasıl kelam bugün o çok istediğim (!) watsaba kavuştum :DD Şimdilik işin tek güzel tarafı telefonumdaki net :DD






Durum Bildirimi

Alıntı
Benimki bu kadar kötü değil.
İt dirseği yada bir diğer adıyla arpacık çıktı gözümde sayın okuyucu. Daha doğrusu çıkma belirtileri gösterirken misal; göz kırptıkça göze bir şey batıyormuş gibi hissetme. Çıkacak olan yerde kızarıklık gibi durumlar olurken, anneme gözümü gösterdim ve akabinde gösterdiğim gözüme doğru bir ''tü tü tü'' tükürdü.

Aslında tam tükürdü sayılmaz. Arpacık bunu ayırt etmiş olacak ki hala çıkmak için gayret gösterdi. Az evvel de teyzeme gösterdim hay göstermez olaydım. Sağ olsun sol gözümü ve yanağımı yıkadı. Yalnız hala geçmedi batma hissi. Neden tükürüldüğünü merak eden varsa şöyle açıklayayım; Aslında önemli olan tükürmek değil aniden bu işlemi yapmak yani bir nevi korkutmak böylece çıkması engelleniyor. Bir diğer sebepte nazardan dolayı çıktığı için sanırım. Neyse bilmiyorum geçelim :D

Bir de şuan kafamda sarımsaklı kına adı altında tona eşdeğer bir ağırlık var. Saçlarım çok dökülüyor. İnşAllah bu sorundan kurtuluruz. (Bknz: Teyzem, yengem ve bizim gelin.) Ama sanırım tek sefer etkili olmayacak. Artık bir kaç kere daha tekrarlarız bu durumu. ''Kokusuna nasıl katlanıyorsun?'' diyen soran varsa onu da açıklayayım :D

Ben kına kokusuna bayılırım. Sarımsağın kokusunu ise neredeyse hiç hissetmedim. İşte tek rahatsız olduğum kısım kafamdaki ağırlık. Hem saçlarım uzun hem de teyzem bolca sıvadı karışımı şuan kafamı hissetmiyorum :D

Bir de babaannem bize geldi aslında başka bir sebepten geldi (Merak etmeyin güzel bir olay)  ama olsun özlemişim tontişimi :DD

Benden bu kadar yazdım da yazdım. Bu aralar hastaydım ilgilenemedim burayla. Hazır iyileşmişken hasret gidereyim dedim. Peki sizler nasılsınız? Dikkat edin kendinize :)

9 Nisan 2015 Perşembe

Yirmi Üçken On Sekiz Göstermek

Yaşlılık zor bu yazıyı okumaya başlayan pek muhterem okuyucu. Öyle ki annemin ''Sen daha yolun başındasın ne yaşlılığından bahsediyorsun'' lafı bile ikna edemiyor beni genç olduğuma :D

Şimdi bunu bir kenara bırakıp, yazıyı başlıkla bağlayalım; bu zamana kadar kiminle tanıştıysam kimse gerçek yaşıma inanmadı. Aslında son üç yıldır bu durumu sıklıkla yaşadım hala da yaşıyorum desem daha doğru olur. Onun öncesinde yine yaşımdan küçük sananlar oldu lakin şu son üç yıldır daha fazla :)

Ne alaka dimi? Ama çok hoş :D
Alıntı
Peki bu durumdan memnun musun diye sorarsın sen şimdi :D Eskiden komik geliyordu şimdi ise alıştım bu duruma tepkilerim daha heyecansız ''Beni on sekiz yaşında sanan sadece sen değilsin bebeğim'' modundayım :D

Bir anımı anlatayım da gideyim :)))

Bir akşam bizim gelinin annesine gitmiştik. Mahalleden komşular çoluk çocuk ev bayram yeri gibi. Ama hepsi de kafa insanlardı ne yalan söyleyeyim. Hatta beraber oyun bile oynadık. Neyse asıl olaya geleyim; bizim gelinin kardeşi F... benle konuşurken bana abla diye hitap ediyor. E sonuçta aramızda yedi yaş falan var :/ (Yaşlıyım işte :((  ) Bu durum misafir çocuktan birinin dikkatini çekmiş olacak ki F'ye hitaben ''F... abla sen neden ona (Bahsi geçen ''O'' benim (hadi canım :P) ) abla diyorsun sen ondan büyük değil misin?'' diye pat diye sordu. 

F ve ben (Sanırım beni tanımayan diğer ablalarda küçük sandı beni) gülmeye başladık neyse sonra çocuğa dönüp ''Ben ondan büyüğüm.'' dedim. Çocuk yaşımı sorunca da ''Yirmi üç'' dedim. Çocuktan kocaman bir ''OHA'' geldi :DD Biz tabii  yine gülüştük.

Buna benzer yaşadığım ve düşünsem daha da bulacağım bir sürü anım var. Hıı hatta F.. ile ilk tanıştığımızda o da beni küçük sanmış. Bahsi ne zaman geçse ''Keşke kandırsaymışım seni'' derim her defasında :D

Korkularımm

Az evvel kendi kendime bir şeyler karalarken, ne kadar korkak bir insan olduğumu fark ettim. Ciddiyim :D

Yani tabii herkesin korktuğu şeyler vardır elbet. Ama benimkiler biraz garip. (bence)

Mesela dizi - film postu yayınlamaya korkuyorum. Niye mi? Çünkü anlatmaya kalktığım dizi yada filmin hakkını veremem diye düşünüyorum. Rahatsız olduğum yada çok sevdiğim yada çok etkilendiğim bir sahneden bahsederken kitlenip kalırım sürekli aynı kelimeleri söylerim sıkarım gibi geliyor. Hani diyelim çok sevdim yazarak okuyan insanı teşvik edemem. Aynı şey bazı yazmak isteyip de yazamadığım yazılar için de geçerli.

Sonra arkadaşlarımla aramın bozulmasından korktuğum için bazı şeyleri kulak arkası yapmıştım. Sonradan o mevzu biraz karıştı benim kafamda kime inanacağımı sapıttım falan ama ilk duyduğumda kulak arkası yaptım mı yaptım.

Küçükken de benimle dalga geçen bir arkadaşıma (!) ağzının payını vermekten korkardım. Hani ''Aman ben o değilim. Hiç seviyesine inemem'' gibisinden değil. Bizzat o kızdan korktuğum için bir şey diyemezdim. Ama şimdi işler değişti tabii :DD
Şapşik yaa :D

Daha normal korkularıma dönersek; seyrettiğim ve seyretmediğim bütün korku filmlerinden korkuyorum üstüne üstlük 23412 yıl etkisinde kalıyorum :/

Bir de karanlıktan çok korkuyorum. Gerçi karanlıktan korkan insanlar zeki olurlarmış. :D Hani benden başka korkan kim varsa selam olsun ona :DD


7 Nisan 2015 Salı

Asıl Konuya Bir Türlü Gelinemeyen Yazı

Bugün halamlara gittim. Onların Uydusu varda hahhah şaka bir yana annemin arkadaşları bize geleceği için evden tüydüm :DD

Sevmiyorum bir sürü kadının içinde durup, muhabbet ediyormuş gibi yapmayı. Bir kere öyle bir hata yapıp, annemlerin yanında durdum da cinnet geçiriyordum. Dedim bir daha aman Allah korusun.

Neyse konu bu değil. Gittim halamlara evde yalnızım. (Annemin gezeği vardı. Bazılarınız gün der adına halam da bize gitti o sebepten yalnızdım.) Televizyonu açtım. Gündüz vakti olduğundan sanırım adım başı yeşilçam filmine rastladım. Tabii yeşilçam delisi olunca insan hiç şikayet etmiyor :D

Kanalları gezerken Selvi Boylum Al Yazmalım filmini görünce durdum. Aslında pek sevdiğim bir film değil ama Türkan Sultan sağ olsun :D 

Biraz seyrettim ama çokça zapladım. Derken filmin sonlarına gelmiş başka da güzel bir şey yoktu. Gerçi varsa da bilmiyorum zibilyon tane kanal var. ''A bu program güzel biraz gezineyim. Sonra sana dönerim'' desen kanalları karıştırıp, beğendiğin programın kanalını açasıya sevdiğin şey çoktan biter. :D 

Neyse son sahneye geldi hani o meşhur ''Sevgi neydi?'' repliğine gerçi film boyunca çokça geçiyor bu replik. İşte Asya son sahnelerde içinden ''Sevgi neydi? Sevgi emekti, iyilikti.'' gibi şeyler söyleyip, İlyas'ın yerine Cemşid'i seçti. 


Ama asıl sorun burda hala kalbi İlyas'ta Cemşid'e karşılıksız sevgisiyle kendisine ve oğluna yaptığı iyilikleri, emeği yanında kalmayı seçerek karşılık verdi. Oysa Cemşid Asya'yı seviyor. Dahası onun tarafından sevilmek istiyor. Her ne kadar ''Sevmese de yanımda olsun yeter.'' dese de bir süre sonra yetmeyecek. Çok takıldım nedense o kısma ama şimdi aklıma geldi bundan sonra ''Nasıl olsa filmin final sahnesiydi. Asya da Cemşid'in sevgisine benim ve Cemşid'in istediği gibi karşılık verdi ve sonsuza kadar mutlu mesut yaşadılar.'' hahah böyle düşüneceğim :D 

Rabbim bizi Cemşid'in durumuna düşürmesin. Amin.

4 Nisan 2015 Cumartesi

Kendini İfşa Etmek

Az evvel kuzene blogumu gösterdim. Takip edildiğimi görünce çok şaşırdı :P

Aslında biraz pişmanım. Yani burası benim gizli yerim falandı. Bir an ne bileyim böyle bir şey oldu bana açtım blogu yazılarımı falan gösterdim :D Hep bakraç burcu olduğumdan bunlar. Sağım solum belli değil.

Gerçi kuzenim unutkandır büyük ihtimal blogun adını unutmuştur bile hahaha :D

3 Nisan 2015 Cuma

Antikalarla İmtihanım

Fi tarihinden kalma arkası tüplü televizyonunuz varsa, uydunun U'sun dan bihaberseniz, anteniniz evinizin çatısında direğe bağlı olmak suretiyle, asılı bir şekilde duruyorsa gelin sarılalım kader ortaklarım :D

Evin tek çocuğu olduğumdan mütevellit, bizim anten sağa sola yalpalayıp, şahane (!) televizyonumuzun ekranını mundar edince, çatıya çıkıp anteni eski pozisyonuna geri getirmek bendenize düşüyor.

Üstteki bizim
Nazlı gelin :D
Tabii bu görevin yazı kışı yok. Antenimiz bir tüy kadar narin olunca, eğilip bükülmesi de her an olası bir durum. Ama sanırım bu aralar muayyen gününde ne yapsam rahat ettiremiyorum. Belki de değişen havaların bir parmağı var bu işte bilemiyorum :D Kış olunca totom fazla yemiyor çatıya çıkmaya ama ilkbahar ve yaz aylarında, anteni düzelttikten sonra kuruluyorum yanına manzarayı seyre dalıyorum. Az evvel olduğu gibi, oh o zaman değmeyin keyfime :D

Ama bir yandan da bazı insanların oturduğu yerden, kumanda ihtiyacı olmaksızın elleriyle kanal değiştirdikleri teknolojinin anasını ağlattıkları bu dünyada benim antenimizin yönünü değiştirmem kanıma dokunuyor :D

Birkaç sene önceki şu anımı anlatayım da gideyim :D (Bu arada aşağıda anlattığım olaydaki anten bizim bir önceki antenimizdi)

Kara kışın olduğu bir zamandı. Televizyonu açtık yada açtıktan bir kaç saat sonra bilemiyorum bizim emektar camdan hallice gösteriyor. / göstermeye başladı. Hani uzansam sanki kolunu kavraya vereceğim dizideki oyuncunun. Biz tabii annemle şok olduk. Hemen terasa çıktık maksat eğer televizyon yine bozuk gösterirse anteni bulduğumuz şekilde tekrar aynı pozisyona getireceğiz ki televizyonumuz uydulu olanlara taş çıkarmaya devam etsin :D

Neyse terasa çıkıp, çatıdaki antenimize bir baktık bir de ne görelim daha doğrusu göremeyelim çünkü bizim hurdaya bile çıkarmaya utanacağımız antencazımız karlar altında mahsur kalmış abartmıyorum anten karlardan görünmüyordu :DD Tabii bu olaydan sonra annemle bol bol gülüp, işin cılkını çıkarana kadar geyiğini yaptık :DD

Bu arada bu benim yüzüncü yazımdı. Daha nice yüzlerde görüşmek üzere :D

Tasarım:Sawako Kuronuma