31 Mart 2015 Salı

Ailemizin Minik Patronları

Bugün zırt pırt kesilen elektrik sayesinde bizim yeğenle baya eğlendik.

Kız beni kendiyle yaşıt sanıyor. E çocuk haklı tabii büyümenin yanından geçmemiş bir teyzesi var sonuçta :D

Alıntı
Şimdi nasıl eğlendik biliyor musunuz? Okuldan direkt bize geldiği için ödevleri varmış. Hah o ödevleri yaparken pat elektrik gitti. Oyuncak fenerle güç bela ödevlerini tamamlarken diğer odadakilerin mum yaktığını fark ettim. (O kısmı cidden hatırlamıyorum) Hemen bir tane mum alıp bizim olduğumuz odayı aydınlattım. Neyse  kız mum ışığında ödev tamamlamaya çalışırken duvardaki  gölgesini fark edip ''A gölgeme bak çok komik'' dedi.

O ara ödevi bittiği için karşıdaki duvara biraz daha yaklaşıp, ellerimizle acayip şekiller yapıp duvardaki gölgesine baktık. Neye benzettiysek mesela korkunç bir yaratık diyelim seslerimizle de destekleyip gölgeleri kavga ettirdik :D (Aslında çok cozuttuk da ben normal olanı söyledim :D)

Neyse derken elektrik geldi. Diğer odada olan yengem ve kuzenimde  bizim yanımıza geldiler daha doğrusu  yeğenim zorla getirdi çünkü takmış ''Öğretmencilik oynayalım'' diye diğer odadan öğrenci topladı :D E oynadık tabii :DDD Ama çok komikti. Yeğenim olayı ciddiye almak suretiyle, muhtemelen kendi öğretmeninden duyduğu şeyleri bize söylemeye başladı. Çok despottu en ufak bir cıvıklığa tahammülü yoktu. E haliyle o hali çok komikti biz güldükçe de sinir krizi geçirdi :D

NOT: Bu arada sınıfın örnek öğrencisiydim. Yoksa yeğenim... Neyse :DD

30 Mart 2015 Pazartesi

İki Kitap Yorumu


Jülyet; Türü fantastik olan bu kitabın daha önce bilmem kaç tane filmini izlemişimdir. Vermek istediği mesaj güzel ama yazım tarzından pek hoşlanmadım biraz çocukça geldi bana. Baş karakterin adı Mimi siz düşünün gerisini :)

Bana saçma gelen yeri; Romeo'nun arkadaşıydı sanırım belki de kuzeni neyse o kısmı pek önemli değil. Neyse ismini unuttuğum o genç başlarda tam bir beyefendiyken aniden şerefsizin önde gideni oldu. İşte saçma kısmı da orası. Hani küçük ipuçları olsa diyeceğim Mimi sen bu oğlana fazla güvenme ama yok çocuk beyefendiyken pat aklı uçkurunda bir sapık oluverdi.

Yani velhasıl kelam bu kitabı okumasanız da bir şey kaybetmezsiniz.

Alıntı
Diğer kitap ise; Türk ve Annem. İsmi o kadar cezbediciydi ki almalıyım diye düşündüm ve nihayetinde aldım. Ama maalesef huyum olmamasına rağmen yarım bıraktım. Tarihi olması bir yana kitap çok karışıktı. Yani işiniz olsa ve okumaya ara verseniz muhakkak unutursunuz en son neler olduğunu. Gerçek olaylardan kurgulandığı için sanırım. Olayı bir o anlatıyor bir bu sanırım bu yüzden kafam çok karıştı. Ama tabii arada geçen tarihi olaylardan haberdarsanız sizin için okuması daha keyifli olabilir. Benim için işkenceydi zira.

Yarım bıraktığım için alın veya almayın demiyorum. Ama ben pişman oldum aldığıma.

29 Mart 2015 Pazar

Hafta Sonu Neler Yapıyorsunuz?



Ay napayım canım bazen evde pinekliyorum, bazen de arkadaşlarla beraber o mağaza senin bu mağaza benim geziyoruz. Bazen bir arkadaşa oturmaya gidiyoruz falan. Yaz olduğu zaman da düğün düğün geziyoruz.

Diyom inanmıyonuz öyle ekşınlı bir hayatım yok benim. Ama karakterim sayesinde yada burcumdan mütevellit sanırım kendime yapacak bir uğraş mutlaka buluyorum :D Imm şu Hint filmindeki İşhan gibi daha çok (Nasıl anlatacağımı bilemedim filmi izleyin öyle konuşalım. :D)

Gelelim durup dururken hafta sonu yediğim haltları size niye söyledim? Benim suçum yok komşum Gri Lady böyle bir mim hazırlayıp, ''Ben neler yaptığımı anlattım sıra sizde.'' demiş. E bize de yazmak düştü naparsın el mahkum :D

Pasladıklarım ise okuyan tüm blogdaşlarım. Eğer blogunuz yoksa çabuk hemen bir tane açın ve bu mimi yapın sonradan blogla kopamayacaksınız zaten :D

28 Mart 2015 Cumartesi

Yine Hüsran Yine Hüsran :(


Davulun sesi uzaktan hoş gelir :P
Alıntı
Komşum Gırla Fikir 'in mutfağında görüp, gözlerimi tıka basa doyurduktan sonra ''Hemen bende yapmalıyım'' dedim o değilde bildiğin dedim yani hay demez olaydım. Beceriksizsin işte hadi bir hata yapıp dedin niye uygulamaya geçiyorsun ki al elinde patladı işte.

Hamuru zebil ettikten sonra ''A keşke hamurun kıvamının nasıl olması gerektiğini sorsaydım.'' demek anca bendenize has bir özellik olsa gerek. 

Dağınık bir mutfak, bölük pörçük patatesli gözleme adı altında ne idüğü belirsiz birkaç pişmiş hamur ve ''Off yaa niye bu kadar beceriksizim ben'' diyen bir adet D.S.K. 

Gideyim de mutfağı toparlayayım. Sonra da depresyona girerim :) Ta ki yeni bir tarif ağzımın suyunu akıtana kadar :D

NOT: Gerçekten beceriksizim. İnternetten bir - iki tane tarif hariç gerisi çöpü boylayan zebil olmuş hamur, meyve ve sebzeler. Ama naparsın akıllanmayan Ağustos böceğiğim ben :P

27 Mart 2015 Cuma

D.S.K.'nin Uçlardaki Hali

Hem görsel ekleyeyim dedim.
Hem de yazıyla uyumlu olsun dedim
ortaya bu çıktı :P

Yengelerimden biri bir şey almış -ne olduğu önemli değil- ve watsapa koymuş. Diğer yengem de bana gösterdi. Hemen çamur atmaya ve ''Keşke almasaymış'' demeye başladım.

Niye mi?

Çünkü ben o yengemi sevmiyorum. Evet bu kadar basit. Zamanında sevme çabalarım sonuçsuz kaldı. D.S.K. kimdir? Yazısını okursanız niye bu kadar basit olduğunu anlarsınız. Ya da kısaca söylersem; ben bir insandan kolay kolay soğuyamam kendimce bana yapılan yanlışlara göz yumarım. Ama artık sınırı aştıysa geçmiş olsun. Hayatımdan çıkarırım ha mümkün değilse mesafe koyarım o kişiyle pek muhatap olmamaya çalışırım.

Ama....

Gel gelelim sevdiğim insana; yapmayacağım şey yoktur. Bendeki yerini hem sözlerimle hem de davranışlarımla belli etmeye çalışırım. Yapılan hataları hemen affederim. Kalbini kırdımsa kendimi gün sonuna kadar mutlaka affettiririm.

Bir de ek olarak bir kişi var ki; halam :) Aşırı seviyorum normalde beni rahatsız edecek şeyler yapsa bile yada söylese bile gözüme çok tatlı görünüyor :D Bende sonsuz kredisi var. Bazen annem falan halama laf söyleyince hemen müdafaa ediyorum. Köşeye sıkıştığım zaman da ''Olsun gene de halama laf yok'' diyorum. :D Biliyorum bazen körü körüne oluyor ama napayım mevzu halamsa gerisi teferruattır :D

Hah geldik postun bittiğini haber edecek olan kısma; aslında nereden estiğini ve niye yazdığımı söyleyerek bitirecektim ama vazgeçtim. Her şeyi de bilmeyiverin yahu :P

Fakirlik

Geçen arkadaşın instagram hesabında fakirlik testi diye bir test vardı. Bizde yaptık. Eğlence amaçlı tabi ama eğlenirken bile fakirliğimiz yüzümüze vuruldu :D

Soru basit: A4 deyince aklına ne geliyor.

A-) A4 Audi

B-) A4 kağıt

Hahah benim cevap başlıktan da anlaşılacağı üzere kağıt oldu elbette :D Şimdi A4 kağıt kalem, yazmak, yazı deyip yazı yazmak en büyük hazinedire bağlamadan, gerçekçi olmak suretiyle, hanımefendi gibi fakirliğimi kabul edip gideceğim. :DD

Ve......

Gittim :DDDD Fakiriz yani napalım?


22 Mart 2015 Pazar

Olmayan İrademe Neyse

Lafa nasıl başlayacağımı bu utancı kelimelere döküp, bu yazıyı okuyacak olan siz sevgili okuyuculara nasıl aktaracağımı bilemiyorum.

Hahah korkmayın ya bedenimdeki düşmanlardan bahsediyorum. Off, hayatımın bir bölümünde ''A senin kilon iyi bence giydiğin yakışıyor.'' tarzı cümleler duydum. Belli etmesem bile her zaman kilolarımdan şikayetçi biriydim aslında.

Karşıdan bakınca dört - beş kilo fazlam varmış gibi görünüyor ama işin aslı tartıya çıkınca anlaşılıyor. Ha boyum olsa bu kadar takılacak bir durum değil belki hepi topu bir altmış olunca düşmanlar bıngıl bıngıl kendilerini belli ediyorlar. Sanırım işin en güzel tarafı etimin sıkı olması böylelikle atıyorum elli sekiz kiloyken elli gibi görünüyorum :) Misal bir vakitler bizim gelinle aynı kilodaydık ama kız benden şişman duruyordu :)))

Ama elli sekizken elli gibi görünmenin sağlık açısından bana bir faydası yok. Yada alışveriş yaparken çektiğim eziyet azalmıyor. Hele de etrafınızda safinazdan hallice arkadaşlarınız varsa ve dahası onlarla alışverişe çıkıyorsanız.

Hahah
Ama tüm bu sorunlara rağmen zayıflamayı sırf meraktan istiyorum. Yani yanaklarımın küçülmüş halini, boynumun incelmiş halini, şimdi olduğumdan daha kısa gibi görünen boyumun kırk sekiz kilo olunca nasıl olacağını çok merak ediyorum işte burada devreye başlık giriyor: İrade. Maalesef   Ramazan ayları dışında izne çıkan bir iradem var :(((( Bir de ben sabırsız birisiyim bugün başladıysam yarın bitecek ama pek tabii mümkün değil. Yalnız metabolizmamdan kaynaklı sanırım şükür çabuk kilo verebiliyorum da o çabukluğa bile tahammül edemeyen sabrım var :P

Ama azmettim kilo vereceğim İnşAllah istediğinde her şeyi yapacak bir karakterim var çok şükür.

Şimdi bu konu nereden çıktı hiç bilmiyorum aslında uzun zamandır kilolarımdan muzdaribim ama niye şimdi yazdım bilmiyorum belki de az önce aynanın aksinde görünen D.S.K. yüzündendir. Bonus olarak da  ''Ay sen kilo almışsın'' diyen arkadaş patavatsızlığından neyse konu bu değil zaten.

18 Mart 2015 Çarşamba

İçimde Kalmasın Yazısı

Lafa nasıl başlayacağımı bilemedim :D Mazur görün.

Bu sefer yazacaklarımı aslında uzun süredir düşünüyordum lakin ''Aman boş ver D.S.K.'' diyordum. Yanlış anlaşılmasın üşengeçlikten değil de yazacağım şeyin içeriği yüzünden.

Şu net ortamına girdim gireli etliye sütlüye karışmaksızın dizi - film izler yeni şeyler keşfettikçe örneğin; blog, yeppudaa gibi bir site falan okur, sitede takılır ama pek konuşmazdım. Zaman ilerledikçe net ortamına alıştıkça yorum yapmaya yanlış gördüm bir şeyi düzeltmeye çalıştım.

Ve kendimce iki türe ayırdığım insanlarla muhatap olup, ımm nasıl desem tartışmaya kadar giden diyaloglar kurdum.

Bu insanların ilk türü: Eleştiriye açık değilim. Yazdığım şeyi övmeyeceksen kaybol diyenleri

Temsili ben :D
En sık wattpad sitesinde rastladım bu insanlara ki çokta sürpriz olmasa gerek. Bilmeyenler için wattpad insanların hikaye, roman, şiir ve bilumum şey paylaştıkları yer. Tamam paylaşıyorlar iyi güzel de en ufak olumsuz bir eleştiri de hemen gardlarını alıp: Beğenmiyorsan okuma diyorlar. Yahu herkesin görebileceği bir yerde yazını  paylaşmışsın olmamış taraflarını söyleyince niye kızıyorsun. Eleştiri sadece olumlu olan bir şey değil ki. Hem belki ben sende kendimce bir potansiyel gördüm o potansiyel heba olmasın diye uğraşıyorum. Yazdığın şeyin ilk sayfasını okuyup, yazın hakkında gözlem yapmayıp atıp tutsam daha mı iyi? En son bir bayandı sanırım onun yazısına yorum yapmıştım. Aslında alacağım cevabı az çok tahmin ediyordum ama dayanamadım. Sonuç sürpriz olmadı elbette yazdığım yazıya hemen karşıt bir cevap geldi o olaydan sonra da olumsuz eleştiri yapmadım kimseye banane onlar onları pohpohlayan insanlara güvenip, harkulade bir yazı yazdıklarını sanmaya devam etsinler.

Diğer tür ise: Ben senin görüşlerine  saygı duymuyorum ama sen benim görüşlerime saygı duyacaksın:

Bu insanlara da sinir oluyorum. Normalde rast geldiğim herhangi bir sitede bu tarz saygısızca saygı bekleyen insanların muhabbetlerini gördükçe güler geçerdim. Ama bu sefer kendim yaşadım bu tarz bir olay. Bir dizi - film sitesinde başrol karakterlerin evlenmeden önce yediği haltlara bazıları ''Bu dizi gerçek hayatı yansıtıyor.'' gibisinden bir cümle kurup, devamında bu görüşe karşı olanlara ''Yobaz'' tarzı bir şey söylemiş. E bunu yazan kişi kalkıp bir de görüşüne saygı bekliyor. Sen kalk dizideki gibi bir hayat yaşamayan bizlere yobaz de sonra da görüşüme saygı duy yok ya kimsin sen? Zaten tartışma iyice alevlenmiş tepem atınca da bende yazdım bir şeyler. Sonradan sağlı sollu mesaj yazıp canımı sıkan olmadı neyse ki, gerçi bir tanesi destan gibi bir şey yazmış. Yazdığı yazının katıldığım yerlerini belirtip, katılmadığım yerlerde de açıklamasını yaptım.

Ay ilk defa bu kadar uzun yazdım sanırım :D Neyse böyle işte rahatladım yahu kendinize iyi davranın :)


Anlayamıyorum


Çok isteyip isteğine biraz olsun kavuşmuşken kendine dikkat etmeyen kuzenimi,

Ablası, arkadaşı veya herhangi biri şuram ağrıyor diye şikayette bulunduğunda o kişiye doktora gitmediği için kızan ama aynı şey kendi başına geldiğinde ''Aman doktor ne yapacak bana?'' diye çıkışan annemi

Kendime dikkat etmeyip hastalandığımda, bana kızan ama zerre kendiyle ilgilenmeyen ve şuan hastalıktan kırılan babamı,

Başkasının fikrine saygı duymayıp, kendi fikrine saygı bekleyen insanları,

Çocuğunun huzurunu bozan kayınvalideleri, görümceleri,

Sürekli ilk adımı erkekten bekleyen hemcinslerimi,

Falan filan bu liste böyle uzaaar gider son olarak;

Bu sefer böyle olmayacak deyip, yine aynı şeyi yapan kendimi anlayamıyorum.

17 Mart 2015 Salı

Ne İstiyorum Biliyor Musun?

-Limitsiz kredi kartı

-Her türlü naz niyazımı çekecek benimle çocuklaşacak ve her konuda yanımda olacak bir sevgili.

-Annemin evde terlik giymesi ve bana kızınca fırlatması ama maalesef annem hiç ev terliği giymez :(

-Yiyip yiyip tığ gibi kalmak. Şuan ise bedenimde özgürlüğünü ilan etmiş düşmanların def olup gitmesi.

-Dünya turu özellikle Mekke ve Medine'ye gitmek istiyorum.

-Yeni bir telefon mümkünse son model.
alıntı

-Birisiyle tekme tokat kavga etmek. (Şaka değil.)

-Kendi tarzımı bulmak.

-Son model bir araba.

-Çantamı takıp sırtıma istediğim yerleri gezmek.

-Adanın tekinde evimin olması.

-Her zaman sonbahar mevsiminde olmak. Ya da Karadeniz'e yerleşmek :)

-İnsanların hakkımda ne düşündüğünü öğrenmek.

-Motosiklet ehliyeti ve pek tabii motosiklet :D

-Çok satanlar listesine giren bir kitap yazmak.

Bazıları çok ütopik  olsa da istiyorum işte banane :P             

14 Mart 2015 Cumartesi

Karmakarışık Yazı

Hani bir aralar bir D.S.K. vardı merak etmeyin hala var :D Bir kaç bir şey yazmaya geldim kendimi hatırlatayım diye :)

Geçenlerde Nabrut'un evi tek başına çekip çevirmesi hakkındaki posta yorum yaparken aynı şey benim başıma geldi. Kınadım mı acep seni komşu? :D Gerçi ben Nabrut'a göre daha rahatım. Sabahları erken kalkmak biraz zor geliyor ama onun haricinde keyfim yerinde :D

Annem kuzenimin başında refakatçi olarak kalıyor. Bugün aradı ''Hiç arayıp sormuyorsun'' diye trip attı bana yarın erkenden aramazsam hahah :D Bu arada İnşAllah kuzenim iyileşir. Gerçi suçun büyüğü onda ya neyse girmeyeyim oraya.

Yahu bir de şu sıralar Mabel Matiz'in Gel şarkısına taktım sürekli dinleyip duruyorum. Şarkı eski bir şarkının coverı mı değil mi bilmiyorum ama tam benlik hani bazı şarkılar vardır. Böyle sezonluk değil de çok eskilerden beri varmış gibi öyle eski ama modası geçmeyen bir havası var mesela Sıla'nın Vur Kadehi Ustam şarkısı da benim için o tür şarkılardan.

Imm başka hah bir de Hint filmlerine bir daldım ki sormayın. En son Highway, Queen, Vivah, Heropanti, I Hate Luv Storys, Ek Villain, Hasee Toh Phasee, Happy New Year, Student of the Year
gibi filmleri izledim. Ama film postu yapacak cesaretim yok :DD En iyisi yazdığım şu filmleri birer ikişer cümleyle yazayım da en azından fikir sahibi olursunuz belki;

Highway: Bu filmi çok beğendim hatta sonlarda gözlerim doldu. Şiddetle tavsiye ederim.

Queen:  Bu film ise çok laylaylomdu. Her şeyi toz pembe göstermişler sevmedim. Evet filmleri -en azından ben- gerçek hayattan uzaklaşmak için izliyorum ama bu tarz konulu filmlerde sevmiyorum çok ütopik geliyor.

Vivah: Biraz uzundu ama aşırı beğendiğim bir film oldu. Görücü usulü evlilik böyle olur. Şimdilerde zorla evliliği görücü usulüyle bir tutanlar var. Eğer sizde bu düşüncedeyseniz filmi izleyin derim.

Heropanti: Sanırım bu film hangi filmin bilmiyorum yeniden çekilmişiymiş. Ben beğendim filmi baş rol hiç Hintli'ye benzemiyordu doğrusu :D iki sahnede çok etkilendim ki benim için filmi daha ileriye taşıdı bu durum ama izlemezseniz de bir şey kaybetmezsiniz.

I Hate Luv Storys: Baş rol çift çok itici geldi. Ama en çok erkek başrol. Film bence vakit kaybıydı. Klişeler içinde yüzdü resmen sevmedim.

Ek Villain: Sonlara doğru sıkıldığım ve nihayet atlayıp, final yaptığım bir filmdi. İzlediğim sitede ağladığını söyleyenler vardı. Ben bir sahnesinde kahkaha atmıştım ki komik bir sahne değildi aslında yani lafın özü film beni bir türlü içine almadı dışarıda kaldım :D Bazı dövüş sahneleri çok acemiceydi.

Hasee Toh Phasee: Ortalama bir film olmasına rağmen ben çok beğendim nedense belki de başrol ablanın oyunculuğu sayesinde bilmiyorum. Yalnız baş roldeki ablayı bu film hariç diğer filmlerinde beğenmemem de ayrı bir ironi :D Siz en iyisi açın filmi sonrasında atlar mısınız kapatır mısınız ben bilmem :D

 Happy New Year: Bir Don 2 sever olarak bu film çok sönüktü. Gerçi Don 2 filmiyle kıyaslamak ne kadar doğru bilmiyorum ama benzeyen yerleri yok değildi hah o benzeyen sahnelerde çok sönük kalmıştı bu film. Sanki Don 2 2014 yapımı diğer film 2012 :D Ama bak Allah için çok güldüğüm yerler oldu hele bir bale öğrenme sahnesi var ki :DD

Student of the Year: Bu filmin vermek istediği mesajı sevdim. Lakin Hint kültüründen uzakta Avrupai havasını sevmedim. İzlerken adeta bir Gossip Girl tadı almadım değil. Ha yok ben iki güzel kız, iki eli yüzü düzgün adam görmek arada da danslarıyla çoşup, eğlenceli vakit geçirmek istiyorum derseniz de bir şey diyemem :D Ama vakit kaybı gerçekten bak :D

Ay böyle işte benden bu kadar bir de Cennetin Çocukları ve Guzaarish filmleri var ki kelimelerle anlatamam gözüm kapalı tavsiye ederim. Hatta Guzaarish'ı izlemeye başlayın hemen. Ayrıca linke tıkladığınız zaman üstte yazdığım filmlere de ulaşabilirsiniz :)

Benden bu kadar kendinize iyi davranın :))))
Tasarım:Sawako Kuronuma