31 Ocak 2015 Cumartesi

Kova Kızı D.S.K.

Biri şu sitedeki kova kadını başlığı altında yorumda bulunup, demiş ki;

kovalar kendilerinin ne olduğunu tam anlayamamış ama sürekli bunun üzerine kafa yoran kadınlar grubunu barındırır genelde. kadınlarının ilk algısı ya femme fatale ya da tuhaf olur karşı cins için ama kesinlikle erkekler bu burcun mensuplarına kayıtsız kalamazlar. ya sinek gibi yapışır ya da fersah fersah uzaklaşmayı tercih ederler. kova kadını hiç bir zaman komşunun silik kızı ya da sadece şirin ve sempatik bir kız değildir. ilişkiye girdikleri erkekleri sallıyorlarsa o erkeklerin vazgeçilmesi, sallamıyorlarsa da acı aşk hatıralarının alkol ortamlarındaki öznesi olurlar. arada kendilerine çok güvendiklerinden mütevellit, kıçlarına tekme yedikleri zaman şaşkınlığa düştükleri de olmuştur ama bu yine onları yaşamaya fırsatı olmayan/yeterli zamanı tanımayan erkeklerin problemidir. kendileri kaybetmiştir. böyle de bir özgüven budalalığı mevcuttur bu burcun mensuplarında...

kesinlikle zekidir ama bazen saçmalayıp her şeyi eline yüzüne bulaştırır. başkaları bilmez ama en çok kendini eleştirir her gün yatağına başını koyduğunda, direksiyon sallarken hep kendinle alıp veremediklerinin çetelesini tutar. bazen dahice bazen delice de olsa en yaratıcı fikirler onlardan çıkar. hem karşınıza çıkabilecek en ilerici insan hem de bir hedefe kitlendiğinde görüp görebileceğiniz en inatçı insan olabilme özelliğini bünyesinde barındırır.

çoğu insan onu yanlış anlar, çünkü en zayıf durumdayken bile güçlü görünme saplantısı vardır. düşünme mantığı diğerlerinden o kadar ayrıdır ki bazen insanlar onun o kadar farklı düşünebilmesine inanamaz, yalan söylediğini düşünür. ama o gerçekten farklıdır işte..sadece bunu algılamak için ortalamanın üstünde bilgeliğe, hoşgörüye ve zekaya ihtiyaç vardır.

çok merhametlidir, hümanisttir, insanları kırmayı sevmez ama tersine gidilince kendini ortamdan ve konudan tamamen soyutlamayı başarır. size bir kere kırılmışsa bir daha gönlündeki eski yeri alamazsınız. naparsanız yapın, size yanıltıcı bir kibarlıkla buz gibi bir yanıt verecek ve kendi yolunda yürümeye devam edecektir. size kalbinin kapılarını tamamen kapatmıştır, açmaya hiç çalışmayın..demiştik ya karar verdi mi yolundan kolay kolay dönmez..

hakikaten çoğu kişiye karşı soğuktur ama hissiz değildir. sadece onun hislendiği şeyler sizin hislendirenlerden farklı olabilir. bazen sizinle sıcak bir tavırla çene çalarken bulursunuz karşınızda bazen de sizi görmez bile, tamamen kendi alemindedir. yalnız kalmak istiyorsa da mutlaka yalnız kalır, mecbur bırakılmaktan hiç hoşlanmaz..


başka bir özelliği aşırı spontan bir kadın olmasıdır, bu yüzden kafasına esip bir şeyi o an yapması çok olasıdır. aslında bu tamamen bu kadının bünyesindeki farklılıktan kaynaklanır. beyni hiç durmadığından kendi içinde şuursuz bir biçimde fikirler üretmeye devam ederken birden bir şimşek çakar ve karar ortaya çıkar. yoksa düşünmemekten kaynaklanmaz. kovanın spontanlığı biraz da önsezi gibidir.

özgürlüğüne çok düşkündür ama aşık olduysa bir süre için bile olsa bir başkasının boyunduruğu altında yaşamayı kabullenebilir. burda kritik cümle öbeği "bir süre için" dir. aşkı ve size duyduğu saygı o veya bu sebepten biterse aslında hiç tanımadığınızı farkettiğiniz bir kadın bulursunuz karşınızda. o kırılmaz sandığınız zincirleri bir saniyede kırar, belki bir saniyeden bile kısa bir zamanda sizi ezer geçer ve bir daha da arkasına bakmaz...

kova kadını çok ilişki yaşayabilir, birden vazgeçebilir çünkü ihtiyaç duyduğu erkeği bulması kolay değildir. özgürlüğünü kısıtlamaya çalışmazsanız o özgürlüğü kötüye kullanmaya çalışmaz, ona ince davranırsanız size karşı daha da ince olacaktır. sizi sevip değerli gördüyse, yanınızdaysa kalbini kırmayın. o da sizi kırmayacaktır. bazen yapmak istediği tuhaf şeylere size zarar vermiyorsa sesinizi çıkarmayın, bilin ki sizi her konuda desteklemek için her şeyi yapacaktır, bir kadının yapamayacağını düşündüğünüz şeyleri bile. 

onu etkileyecek adam çok zeki, saygılı, espritüel ve kendi çizgisine sahip bir adam olmalıdır. kova kadınına dürüst ve sevgi dolu davrandığı müddetçe böyle bir erkeği kova kadınından başka bir burcun kadını daha fazla mutlu edemez.

son söz, kova kadını size aşık olduysa ve bir ilişki yaşamayı başardıysanız, onu hiç bir zaman unutamayacak, her yaşadığınız ilişkide başka kimsede olmayan bazı özelliklerini hatırlayacaksınız..ömrünüz işte aynen böyle geçecek...


Her cümleye olmasa bile çoğu cümleye ''Aynen'' diyen bir tek kova kızı ben miyim acep? :D

17 Ocak 2015 Cumartesi

Ev Telefonumuz Gezmeye Gitmiş

Şu yazıyı kahkahalar arasında yazıyorum sayın okuyucu :DD

Şimdi efendim olay  tam olarak nasıl tezahür etmiş bilmiyorum anladığım kadarıyla;

Sabah annem ve halam arkadaşlarının torununun doğuluğuna gitmişlerdi. İşte gitmeden önce diğer buluşup, beraber gidecekleri arkadaşı halam aramış sonra aldığı hediyeyi anneme gösterdikten sonra sanırım bizim telefonu da poşetin içine koymuş :DDDDDDDDDDDDDDDDDD

Akşam annem eve geldi döne döne telefonu arıyor ben cepten çaldırdım falan ama telefondan ses seda yok :D En sonunda annem doğuluğa gittiği arkadaşını aradı kadın gelen hediyelerin içine bakmış bizim gezenti telefon poşetin tekinden yakayı ele vermiş :D

Şimdi annem almaya gitti. Hahahah artık aklıma geldikçe gülerim ben :DD

13 Ocak 2015 Salı

Marakeş'in Masalcısı/Kitap Yorumu


Marakeş'in Masalcısı... Nereden başlasam anlatmaya bilemedim lakin okuduğum en enteresan kitaplardan biriydi kendisi :D

Efenim Marakeş yanılmıyorsam Fas'ın ili orada yaşayan Hasan o yerin masalcısı. Masalcılık diye bir meslek varmış orada okuyunca çok şaşırmıştım. Bir meydan var Marakeş'te ünlü bir yer kimisi o ile ait çalgılarla dinleyicilere müzik ziyafeti veriyor kimisi gösteri yapıyor Hasan da masal anlatıyor.

NOT: Kitabı okuyalı biraz oldu kütüphaneye bağış yaptığım için de o ünlü yerin adına bakamıyorum netten bakmaya da erindim :D

Şimdi Hasan'ın iki kardeşi var biri Mustafa diğeri ise Ahmet. Mustafa kadına kıza düşkün aklı uçkurunda biri Ahmet mala mülke yani dünyalığa değer veren bir tip. Hasan ise örnek evlat. 

Hımm şimdi işin enteresan kısmı Hasan'ın iki yabancıyı tanıtmasıyla başlıyor. Öyle ki kimisi bu iki yabancı için melek kılığına girmiş şeytan derken kimisi de insan suretine bürünmüş melek diyor. Bir üst paragrafta belirtmiştim Hasan'ın kardeşi olan Mustafa'nın kadın düşkünlüğünü bu iki yabancının biri kadın diğeri erkek zaten sevgili ikisi. Mustafa kadını görür görmez aşık oluyor ki en sonunda onun için hapse giriyor. Hah Hasan'ın derdi Mustafa'nın hapse girdiği gün neler olup bittiğini o iki yabancıyla karşılaşan kişilerden kendileriyle ilgili anılarını dinliyor böylece o gece tam olarak ne olduğunu öğrenecek ve kardeşini hapisten kurtaracak.

O gece dediğimde meydanda bir karmaşa oluyor ve o iki yabancı nasıl oluyorsa sırra kadem basıyor.

Bana saçma gelen yerlerine gelirsek;

Bir kere herkes o iki yabancıyla nasıl karşılaştığını efendime söyleyeyim neler yaşadığını anlatıyor anlatmasına da herkesin aynı kişilerden bahsettiği muallakta çünkü Marakeş turist cenneti bir yer. Yani benim anlattığım kişilerle başkasının anlattığı kişiler aynı olmayabilir.

Hatta kitabın bir bölümünde dinleyiciler arasında dilenci Azize kızının bilmeden kırdığı pot sayesinde o iki yabancıyla yaşadıklarını anlatmak zorunda kalıyor (Gerçi niye zorunda kalıyor pek anlamadım yaşadıkları da sıradan bir olaydı halbuki) Neyse sözü bitince bir adam ''Ne malum aynı kişilerden bahsettiğimiz bir dilencinin sözüne itibar edilmez.'' gibi bir şey söylüyordu halbuki o adam daha beş dakika öncesine kadar kadının fiziki özellikleri hakkında birisiyle kavga ediyordu.

Sıkıldığım yerler ise;

Yazarın olaya bir türlü girememesi oldu. Sonrasında ise her söz alan dinleyiciyi mutlaka ayrıntılı bir şekilde tanıttı sonracığıma bir söz ne bileyim birinin farkında olmadan hatırlattığı anılarını olay şöyle oldu diye başlayıp bir on sayfa anlatması çok sıkıcıydı. 

Sevdiğim şeyler de oldu;

Yazarın tasvirleri: O meydanı anlatırken yada anısı anlatırken olayın geçtiği yerleri öyle güzel tasvir etmişti ki böyle olması insanı oraya götürüyor sanki olayı yaşayanların yanındaymışsın gibi hissettiriyordu :) Bir de merakını körükleyip duruyordu ki buda kitabı yarım bırakmamı engelledi :)

Böyle işte finalin Kore dizilerindeki gibi bitmesi biraz canımı sıksa da romanın genelini beğendim. O iki yabancı kimdi ve sonları ne oldu derseniz cevap kitapta. 

Neyse efendim söyleyeceklerim bitti umarım sıkmamışımdır hoş çakalın :D

6 Ocak 2015 Salı

Bizimkiler

Yeğenimle oynarken ayağı kayıp toto üstü düşünce hepimiz başına toplanıp: Ne oldu neren acıyor diye sorguya çektik çocuk acısından ve birazda gördüğü ilgiden dolayı hemen cevap vermeyip nazlanmaya başladı karşı odadan annem Ne oldu diye sordu ve halamdan o kopmalık cevap: ''Ne bilelim sadrazam gibi oturdu bir şey demiyor.'' :D

Annemin sevdiği bir dizideki kötü adamın gerçek hayatta yeni baba olduğunu öğrendiğimde anneme heyecanlı heyecanlı anlattım. Verdiği tepki ise aynen şu: ''İyi ne yapalım doğuluğa mı gideceğiz'' :D Tabi böyle bir cevap beklemeyen ben baya dumur oldum :)

Damacanadan su koyarken taşırdığım zaman babamın değişmez esprisi: Gitti elli kuruş :)

Yatmak için hazırlandığımız sırada kuzenin olayı abartıp yastık üstüne yastık koymasına babaannem kızmış bizim kuzen de ''Napayım benim rahatım öyle oluyor'' deyince babaannemin cevabı: ''Sen rahattan ne anlarsın'' olmuş. Tabi bunun üzerine sabaha kadar diğer kuzenle dalga geçip hunharca güldük :)

Sıla dizisini seyrederken annem bayanları karıştırıp: ''Aa Sılayla şu kız aynı zamanda doğum yaptıydı  Sıla'nın çocuk küçücük duruyor. Bu kızınki kocaman olmuş.'' Demesin mi? Zaten her şeye gülen ben annemin ciddiyetle söylediği bu söze ne kadar güldüm hatırlamıyorum :D

Uzun zamandır görmediğim ortaokul arkadaşımı bir gün sokakta gördüm tabi ortaokuldaki halinden eser yok boyu uzamış falan kuzene: Hani ortaokulda .... isimli bir çocuk vardı görsen boy atmış dedim. Kuzenden o dumur olup, aynı zamanda da böğürerek güldüğüm cevap geldi: ''Nereyi boyatmış'' :DD

Ameliyat olan eniştemi halam (eniştemin karısı) ve teyzem (aynı zamanda eltisi) ziyarete gider. Eniştemin gelenleri tınlamayıp fosur fosur uyuması üzerine halam: ''Kimsesi yok demesinler diye geldik. Şuna bak nasılda uyuyor. Hadi gidelim bari.'' :DD

Ailecek yemek yedikten sonra hesap beklediğimizden biraz fazla gelince teyze kızı ayran yerine kola içtiğini itiraf eder. Bunun üzerine hemen yanında oturan teyzem yirmi yedilik kızın omzuna yumruğunu geçirip: ''Senin yüzünden bir çuval un parası gitti'' der. Tabi masadakilerin hepsi hunharca gülmeye başlamıştır bile.

Yazınca pek komik gelmeyebilir ama o anı yaşarken o kadar komikti ki. Aslında bizim ailede ne olaylar var tam yurdum insanıyız :D Lunapark mı desem, yurdumun güzel ilçesindeki bir düğüne gittiğimizde ev sahibinin evini bulma çabaları mı desem gözümden yaşlar gelmiştir :)

Neyse D.S.K.'nin ailesinin ibretlik olaylarını okudunuz bir sonraki yazıya kadar şen ve esen kalın efem :D

5 Ocak 2015 Pazartesi

Saçmayım Saçma A Evet Çok Saçma

Selam anten ben geldim saçmalayıp gideceğim az sabret :)

Dün ve önceki gün evimizde nostalji rüzgarları esti bildiğim şeyleri hatırlayıp yad etmek çok keyifliydi. Arada bilmediğim birkaç bir şey de öğrendim lakin beni ilgilendiren bir durum olmadığı için sallamıyorum pek.

Yaşadığım ilin güzel bir ilçesinde sekiz yıl yaşadım. Daha doğrusu çocukluğumun ilk yıllarını orada geçirdim. İlk beş yılı da atarsak, elimde üç yıl içinde yaşadığım anılarım var :D Anılarım dediysem de kafamda berrak bir şekilde hatırladıklarım var ama tek tük. Bizimkilerin sorduklarını genelde hayal meyal hatırlıyorum.

Aslında doğumumla ilgili bir olayı anlatmak istiyorum ama ifşa olmaktan korkuyorum :D Gerçi kendimi ifşa edebilecek pek çok şey paylaştım ama olsun bunu anlatmayayım :)

Aslında buraya ne anlatmaya geldiğimi de bilmiyorum :D Anladım ki gerçekten blog benim harcım değil.

Seyrettiğim bir diziyi yada filmi anlatmaya kalksam görsel olarak pek doyurucu bir anlatım yapamam. Lak lak anlatmaya kalksam sıkılırım sıkarım. Hele de beğendiğim bir yapımı anlatmak istiyorsam ne yazarsam yazayım hakkını veremem diye düşünüyorum.

Bakıyorum mesela komşulara diyorum ne güzel hazırlamış sonra bir böyle eziklik aşağılık kompleksi falan yazacağım varsa da yazmıyorum artık. Sanırım tekrar başa döndüm. Yani şöyle; ben blogu evet özentilikten açtım ama ilk başlardaki amacım kişisel olarak kullanmak içindi aslında özentilik kısmı;

dizi film yorumlayan ne bileyim pratik bilgiler veren tarifler moda vs. blogları görünce başladı.

Verdiğim örneklerden en fazla dizi film yorumlayabilirdim ki çokta hoşuma gitmişti bu fikir. Çünkü gerçekten hayatımda yaprak kıpırdamıyor yazmaya değecek hiçbir olayım yok. Anca eski anılarım yada ruh halimle ilgili karalamalar. Kaç zamandır ruh halim bir boşvermişlikle çakılı kalınca geriye sadece anılarım ya da saçma sapan fikirlerim kaldı misal akrostiş hikayelerim. Ama ne olursa olsun yazmak kendini bu şekilde ifade edebilmek çok güzel.

Aslında çoktan kapatmıştım blogu yalnız şablon çekilişini ben kazanınca Kuronuma'nın hatrına ve emeğine ihanet olmasın diye ellemedim.

Poff yazmak istediğim çok şey var aslında ama hepsi çok alakasız. Olsun ben aklımdayken yazmayı istiyorum :)

Ben başına iyi veya kötü bir şey gelsin onu birisine anlatma ihtiyacı ile dolup taşan birisiyim. Ama bu durumdan oldukça rahatsızım sadece kendimin bildiği bana ait bir şey olmasını çok isterdim. Aklımda bana ait olmasa da yalnızca benim bildiğimi düşündüğüm iki sır var ama onlarda bana ait değil iki arkadaşımın bana anlattıkları olaylar.

Fil hafızam sayesinde de unutmuyorum mesela lisede edebiyat dersinde eski Türkçe bir şiir ezberlemiştik hala aklımda arada okurum kendi kendime :)

Böyle işte daldan dala atlayıp yazdığım bu yazımın sonuna geldim. Rahatladım mı rahatladım :D Bu yüzden bloguma gelipte ''Ay ne saçma yazılar var.'' gibi ve benzeri şeyler diyen insanlar varsa bırakmıyom oğlum burayı saçma da olsa gereksiz de olsa ne bileyim ne olursa olsun burası benim alanım. İlla faydalı şeyler olacak değil ya değil mi ama? :D Neyse ben kaçar kendinize iyi davranın
Tasarım:Sawako Kuronuma