26 Eylül 2014 Cuma

Akrostiş Hikaye 2

Daha önce şu yazımda bir tane yazmıştım. O yazımı başka bir sitede yayınlayınca oradaki arkadaşımdan birine de ''İstersen senin içinde bir tane yazayım'' dedim. Nihayet uzunca bir süreden sonra yazdım. İlk başta pek içime sinmese de toplu halde okuyunca beğendim :D Bakalım sizler ne diyeceksiniz :)

1. bölüm

Sudaki yansımasına baktı uzun bir süre

Üşüyen ellerini birbirine ovuşturarak ısttı

Mutlu değildi çok uzun bir süredir.

Eksik hissetti kendini halada hissediyordu.

Yarınlar onun umut kapısı olmuştu. Sıkı sıkıya kilitli olduğunu bildiği halde.

Rüzgar esti hafiften düşüncelerinden sıyrıldı Sümeyra gitmesi gerekti artık.

Aynada bakamadığı yüzüne suyun yansımasından tekrar baktı ve takatsiz adımlarla yürümeye başladı.



2. Bölüm

Sessizce ağlamaya başladı ne zaman buraya gelse ağlayarak geri dönerdi zaten.

Üzerindeki etkiyi daha çok arttırmıştı soğuk. Fakat genç kızın umurunda bile değildi.

Mevsim yaz olsa bile insan eksikse her daim üşürdü. Alışmıştı bu duruma lakin yine de tam olmak istiyordu.

Eksiliğini her geçen gün daha çok hissediyordu. Bu yüzdende sürekli lanet ediyordu o güne.

Yalnızlık zihninde anne ve babasının öldüğü gün bedeninde tarifsiz bir acı ve ruhunda ise derin bir yaraydı.

Rahat bir yaşamı olmuştu o kara güne kadar. Şimdi ise tutunacak tek bir şeyi yoktu.

Ama kabul etmişti artık umut yoksa Sümeyra da yoktu. Hızlandırdı adımlarını nereye gideceğini çok iyi biliyordu.


Final

Sonunda geldi her şeyin biteceği yere. Gülümsedi genç kız artık üzülmek yoktu.

Ümit etmek, bunun için sebepler aramak zorunda olmamak rahatlatmıştı huzur vermişti bu düşünce.

Memnun bir ifadeyle yavaş yavaş yaklaşmaya başladı sona.

Elini tuttu bir el anlık bir sürede. Şaşırdı genç kız. Hemen döndü arkasına kimdi bu hadsiz?

Yapma dedi genç adam. Gencecik yaşına yazık.

Rahat bırak beni diye bağırdı Sümeyra. Ne yaşadığımı biliyor musun? diye isyan etti.

Atlayacaksan beraber atlayalım o zaman dedi genç. Kızın afallamış yüzüne bir gülümseme bahşetti ardından. Sıkıca tuttuğu bileğinden kendine çekip kulağına fısıldadı genç kızın ''Artık tamamız.''

Böyle işte İnşAllah arkadaşımda beğenir :)


25 Eylül 2014 Perşembe

Mim; Yaz Dostum

Selamlar ben geldim. Yine bir mimle geldim evet neyse çok uzatmak istemiyorum zira yazacağım yazı çok uzun :D Bu kalbi kadar temiz mimi bana paslayan sevgili arkadaşım Şemspare'ye çok teşekkür ederim.

-Pipo, yelpaze, cahil, yastık kılıfı, sakızlı muhallebi, ehliyet, cahil ve PSY

Üstteki kelimeleri kullanarak herhangi bir yazı, şiir yazacağız mimin konusu bu çünkü, kelimeler çok zorlayıcı yalnız neyse hadi benim hikayeye geçelim.


SIKI DOST

Karşımda elinde piposuyla duran adama sıkıntıyla baktım. Kesin borç vermeyecekti. Hırıltılı bir sesle ''Ne kadar istiyorsun?'' diye sorduğunda gözlerimi yerdeki halının deseninden ayırıp adamın yüzüne ümitle baktım.

''Annemin taş plaklarını geri almaya yetecek kadar'' dedim küçük bir çocuk gibi. Bu sözlerimin ardından içten olduğuna yemin edebileceğim bir kahkaha attıktan sonra ''Diyelim ki taş plakları geri alacağım. Peki, sen karşılığında ne vereceksin?'' diye sordu. Bu soruyu bekliyordum elbette o yüzden elim boş değildi. Derin bir nefes verip ''Annemin günlüklerinden size ait olanları veririm.'' diye karşılık verdim. Birden yüzü değişti. Sanki şimdi o küçük bir çocuk oluverdi. Öyle masum ve ümitle bakıyordu ki takatsiz bir sesle ''Anlaştık'' dedi.

Yerimden kalkıp gitmek için kapıya yönelmiştim ki  kulağa dostça gelen sesini duyunca  durdum ''Bana ehliyet aldığım zamanlardaki halimi hatırlatıyorsun küçük.'' dedi. Tüm vücudumla ona bakarken konuşmaya devam etti. ''Annen... Hep zihnimde yelpazeli kadın olarak kalacak. Bedenimde tarifsiz bir heyecan ve ruhumda ise derin bir sızı.'' derin bir nefes aldıktan sonra ''Gitmeden bana sakızlı muhallebi yapar mısın?'' diye rica etti. Başımla onayladıktan sonra yabancısı olmadığım bu evin hemen mutfağına gittim.

Kısa zamanda muhallebiyi yapıp tekrar salona döndüm. Sanırım beklemekten sıkılmış olacak ki eline bir kitap almış ve okumaya dalmıştı. Geldiğimi fark edince ayağa kalktı ''Hava bugün çok güzel hadi muhallebileri al ve bahçeye gel çardakta birlikte yiyelim.'' dedi. Bu hallerine çok şaşırsam da dediğini ikiletmeden muhallebileri almak için tekrar mutfağa gitmiştim bile.

Muhallebiden koca bir kaşık alıp yedikten sonra ''Anneni hiçbir zaman üzmek istemedim. Cahildim o zamanlar ve bunun faturasını hep annen ödedi. Sana ve ona karşı her zaman üzgün olacağım küçük'' dedi buruk bir sesle.

Şaşkındım ilk defa bu kadar uzun onun yanında duruyordum ve sanırım sandığım kadar kötü birisi değildi. Nedense içimde ona şefkat beslemeye başladım ve teselli etmek istercesine ''Bunların hepsi geçmişte kaldı. Artık kendinize işkence etmenizin anlamı yok. Ben... Ben sizi affettim. Eminim annem de sizi çoktan affetti.'' dedim samimi bir şekilde. Sanırım sözlerim işe yaradı. Gözlerinin içinin gülmesinin başka anlamı yoksa tabi. ''Taş plaklar ve annenin özenle işlediği sana ait olan yastık kılıfı evine ulaştı. Bütün yaptıklarım için özür mahiyetinde ve eğer istersen sıkı bir dostluğun nişanesi olarak görebilirsin. Artık seninle dost olmak istiyorum küçüğüm.'' dediğinde neredeyse sevinç çığlığı atacaktım. Yine de gülümsememe engel olamadığım yüzümle ''Çok çok teşekkür ederim efendim. Bundan sonra sıkı dost olduğumuza emin olabilirsiniz'' deyip abartılı bir selam verdikten sonra hızla bahçe kapısına yöneldim. PSY melodili telefonum çalarken. Hayatımdaki en yaşlı dostuma el sallayarak bahçeden çıktım. Arabama atlayıp hızla evimin yolunu tuttum.

İşte bitti biliyorum saçmaydı ama aniden gelen ilham bu kadar oluyor işte benim suçum yok :P :D

Şimdi bu mimi Merve'ye Şeyma'ya ve Zazemtomb Haa? ve isteyen bütün komşulara pasladım. Mutlaka yapın bizde okuyalım neyse şimdilik hoşçakalın :)

21 Eylül 2014 Pazar

Türkan Şoray Giflerim

Bugün yazasım var tutmayın beni :D Aslında bu gifleri yapalı uzun bir zaman oldu hatta google+ hesabımda paylaştım neyse içimden geldi burdanda paylaşmak istiyorum. :DD

Bu gifi ve diğer paylaşacağım iki gifi de film videosundan yaptım. Yalnız bu gif diğerlerine göre yapımı daha kolay olandı.


Bu gif ise aynı filmden hatta üstteki gifin bir kaç dakika önce ki sahnesi. Bu gifi yapmak çok zordu çünkü bütün mimiklerini yakalamak uff düşündükçe sıkıldım :D Kaydetme ve birleştirmede sıkıntı yaşamadım Allah'tan.


Bu gif ise Karagözlüm filminden şu kısacık gif belki bir saatimi almıştır.










Gif gerçekten sabır işi şuan bu gifleri yaparken ki halimi düşündüm de nasıl sabretmişim şaşıyorum. Görüntü rengini ayarlamak, fotoğrafları kırpmak sonra birleştirmek ay yazarken sıkıldım :D Ama tabi görüntü kalitesi pek iyi değil giflerin zaten ilk iki gifin videosunun görüntü kalitesi pek iyi değildi. Elimden geldiğince ayarlamaya çalıştım ama bu kadar oldu. Neyse bunlar acemilik ürünü zamanla daha iyi olurum İnşAllah :)

Öyle işte bu arada Türkan Şoray'ı çok beğeniyorum koyu fanı değilim. Sadece görsel olarak bir de oyunculuğu Devlerin Aşkı bu giflerini yaptığım iki film birbirlerinden güzel. Bu arada İlk gif Zulüm filminden :)


Mim



Evet uzun bir aradan sonra mim yapmanın sevincini yaşıyorum :D (Giriş yapmaktan nefret ediyorum :P) Daha önce yaptığım O mu Bu mu mimine çok benziyor bu arada canım blogdaşım dördüncü tekile teşekkür ederim (ç)almama izin verdiği için :DD Hadi başlıyorum şakşakşak

-Canan Tan mı Debbie Macomber mı?

İşin aslı ikisini de tanımıyorum. Burdan hayranları varsa kusura bakmasın falan :P O yüzden pas :)

-Küpe mi kolye mi?

Açık ara farkla küpe aşırı seviyorum kolyeyi de severim ama küpe olmazsa olmazım.

-Gelecekteki hedefin nedir?

Plan yapan hedef belirleyen biri olmadım hiç. Anı yaşıyorum ve sanırım gelecekte de anı yaşayan o lükse sahip olan biri olarak hayatını devam ettiren birisi olmak istiyorum.

-Bira mı sigara mı?

İkisi de değil.

-Blogunun ismi neden bu?

Gayet açık daha önceki bir mimde de cevap vermiştim. Kısaca tekrar bahsedecek olursam özentiyim. Blogumuda sırf özentilikten açtım şimdi ise vazgeçilmez oldu benim için.

-Favori makyaj malzemen/malzemelerin?

Çok sık makyaj yapmamakla birlikte rimel ve göz kalemi diyorum. Birde becerebilseydim eyeliner derdim :D

-Gerçek aşk bana göre...

O'dan başkasını görmemektir.

-Yabancı dil mi anadil mi?

Anadil elbette ama diğer dillere de merakım var.

-Kuzey Amerika kıtası Güney Amerika Kıtası mı?

Güney Amerika kıtası çünkü Hawaii orada :DD

-Kurşun kalem mi uçlu kalem mi?

Fark etmez ki kağıda düşüncelerimi dökmemi sağlayan her türlü kalem kabulümdür tükenmez, pilot keçeli yeter ki kalem olsun. Ay aklıma idealinizdeki sevgili nasıl olmalı sorusuna nefes alsın yeter cevabı geldi :DD

Neyse mim bu kadardı isteyen herkese pasladım kolay gelsin :)

15 Eylül 2014 Pazartesi

Wattpad Şukelaları

Uzun bir aradan sonra merhaba nasılsınız bakalım :)

Ben iyiyim hamdolsun bugün sizlere wattpad sitesinde sevdiğim iki hikayeyi anlatmak istiyorum hikayelerden birinin adı Kızıl Ayaz diğerinin ise Siyah Beyaz

Konuları hemen hemen aynı tabi farklılıklar da var ama anlatım tarzlarına bayıldım resmen sanki elimde kitap öyle okuyorum arada kendimi kaptırıp dizi izliyomuşum gibi de oluyor :)

Önce Kızıl Ayazla başlayayım:

Sevgili noktavirgülün romanı tanıtım yazısını okurken -Abdi- adı geçince kesin dedim köyde yaşanan bir aşk hikayesi başrol bayanın adı da Hazer olunca bu tezimi kendi kendime sağlamlaştırdım :D Neyse dedim okuyayım bari (Ay ne nazlıymışım ha sanki zorla okutuyorlar :P) ilk bölümden içine çekti beni öyle böyle değil hele Abdi ve Hazer'in dostluğu kendilerine has anlaşma yöntemleri bittim bu ikiliye birazda konusuna değinecek olursam: Hazer Durukan yeraltı aleminden olan Sedat nam-ı diğer Kabil'in yeğeni ama evlat edinmiş Hazer'i boşuna lakabı Kabil değil kardeşini öldürdükten sonra alıyor bu lakabı zaten Hazer'e en büyük iyiliği onu Abdiyle tanıştırarak yapıyor bence sonra Bora giriyor Hazer'in hayatına bir zamanlar deli gibi sevdiği kocasının kardeşi sonradan öğreniyor bu durumu Bora katıksız odun kadına yapmadığı kalmadı ama şimdi araları iyi :) şimdiye kadar yirmi dört bölümü yayınlandı merakla diğer bölümleri bekliyorum. İnşAllah tez zamanda Abdi başının belası bir kızıl hatun bulur kendine :D

Anlatmak istediğim çok şey var mesela Hazer çok açık sözlü bu hallerine bayılıyorum diğer karakterler gibi mıymıntı değil. Abdi gerçek bir arkadaş ağabey Hazer'e tek dostu. Ne bileyim ya çok sevdim işte size bir alıntı yapıp diğer hikayeye geçeyim:

İçi kor dışı kor yangınların arasında kendini adama teslim etti Hazer. Toprak insanın başlangıç maddesini oluştururdu. Bütün başlangıçları Bora olmuşsa o halde Hazer'in toprağı Boraydı. İnsan susuz ölürdü. Adam kadından her ayrıldığında kadın ölecek gibi hissediyorsa o halde Bora Hazer'in suyuydu. Onsuz her şey anlamını yitiriyorsa aşktı o halde Bora Hazer'in her şeyiydi. Bütün evvelini silip sadece kendisini bırakmıştı geriye. Sadece adama ait olsun ve onu çok sevsin diye. Hazer de öyle yaptı diğer parçasıyla bütünleşti. Tam oldu Borayla o onun kadını adam da erkeği oldu....

Devamı romanda :D

Sıradaki ise Siyah Beyaz romanı sevgili megolin kalemine sağlık. Bu romanı da çok beğendim. Daha dün keşfettim zaten henüz on bölümü yayınlanmış ama bölümler uzun. Bu romanda her karakterin kendi ağzından yaşadıklarını okumak mümkün ki çok çok sevdim öyle olmasını hiçbir karakter boş değil yine mafyalı bir roman sanırım adı kız ve erkeğin rengini açıklıyor Siyah tam Ayaz'a yakışacak bir renk Beyaz ise Sanem'e kız masum zengin ama daha kendi halinde utangaç sevimli bir kız Ayaz ilk görüşte çarpılıyor Sanem'e ona yaklaşıyor tabi gerçek kimliğini saklayarak hatta kız mesleğini sorunca ufak bir iç konuşmasından sonra cevap veriyor 'Turzim' diye

Adam öldürüyorum. Bu, kulağa çok ürkütücü geliyor. Adamları tahtalıköye postalıyorum. Tahtalıköy? Öteki dünya. İnsanların öteki dünyaya göç etmelerini sağlıyorum. Yani, ebedi seyahat. ''Turzim''

Bu sahnede gülsem mi üzülsem mi bilemedim bakalım Sanem gerçekleri öğrenince neler olacak. Ha bir de Hazal var kayıtsız şartsız Ayaz'ı seven kadın Ayaz ona kadınımsın diyor ama bende senin erkeğinim demiyor. Hazal'a kendince değer veriyor ama maalesef bunu kıza göstermiyor. Sanırım Hazal ileride başka bir adamla mutlu olacak bilemiyorum bakalım bekleyip göreceğiz.

Watpadd sitesinde bir sürü kurgular mevcut yalnız benim denk geldiklerim ergence ve edebiyattan yoksun olayların çabucak olduğu daha biz yaşanılanları sindiremezken kızın muhtemel katiliyle ya da hayatını tek kelimeyle mahvetmeye gücü yetecek biriyle kavga etmesi çok absürt oluyor haliyle hatta daha absürdü bu hikayelerin popüler olması pöff :P O yüzden bu iki hikaye denizin dibindeki hazine gibi benim için. Ayrı bir yere sahip o yüzden bu iki roman vay amma yaptım reklamını ha napayım çok sevince çenem düştü üstelik ne zamandır yazmıyorum.

Böyle işte daha yedinci bölümdeyim şimdi okumaya gidiyorum bakalım neler olmuş :D Daha anlatmadığım karakterler var gelin okuyun öğrenin :D Hadi kaçtım ben <3
Tasarım:Sawako Kuronuma